Deadline mı önemli yoksa ben mi?

İletişimdeadline sektörlerinde çalışan arkadaşlarımın her gün defalarca duyduğu bir terimdir, deadline. İngilizce bir kelime olmasına karşın sektör jargonuna da bu şekilde geçmiş. Türkçesi, son teslim tarihidir. Gelen her işte karşı tarafa deadlinenımız nedir diye sorulur ve bir son teslim tarihi alınır. İş, genel olarak o tarihe yetiştirilmek zorundadır.

Şu an üniversite sıralarında bu işin okulunu okuyan ya da ileride bu işi yapmayı planlayan yani iletişimci, reklamcı, PRcı, sosyal medyacı vb.  olacak arkadaşlarımın da deadline nedir bilmesi gerekir. Müşteri tarafından verilen deadlineların önemli olduğunu şimdiden akıllarına yazmaları bence çok önemlidir. Okullarda hocalarımın da bu konunun önemi üzerinde durduğunu düşünüyorum.

Öğrencilik yıllarımda Haluk Mesci Hocadan aldığım (reklamcılık) derslerde, her ödev için bize deadline verirdi. Mesela, 27 nisan pazar saat 17.17 ‘ye kadar.. Öğrenciyiz ya genelde son ana kadar bekler, ödevi yapmaya öyle başlardık. Mesela ödevi, eğer 17.18’de gönderirsek kimi zaman revize için geri gönderir eklemeler yapmamızı ister, kimi zaman puan kırıp kabul eder, kimi zaman ödevi kabul etmez hatta kızardı. Öğrenmemiz gereken nokta, işin bitiş tarihinin önemiydi, yaptığımız işe özen göstermemiz gerektiğiydi. Aynı bugün piyasaya iş yaparken olduğu gibi.. Okumaya devam et “Deadline mı önemli yoksa ben mi?”

İletişimde Yerelleşmek, Yerelleşebilmek Önemlidir

koka-kola 50.yil logoÖğrenciyken genel hatlarıyla pazarlama iletişimi merkezli aldığımız reklamcılık, pazarlama, halkla ilişkiler, kurumsal iletişim, marka yönetimi ve benzeri derslerde hocalarımızın özellikle üzerinde durduğu konuların başında,  hangi marka olursanız olun bulunduğunuz  pazarın yerel özelliklerini, dilini, kültürünü, örf-adetlerini iyi analiz edebilmeyi öğrenip, ona göre harekete geçmeyi bilmemiz gerektiği gelirdi. İşlenilen uzun uzun derslerin sonucu, müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz, Roma’da Romalı gibi davran gibi cümlelerle özetlenirdi.

Tabi bu mantığı kavrayıp, iletişim planlarına uygulamak, stratejilerin içine sokabilmek her zaman kolay değil. Öyle ki kimi zaman ülkemizin içinde doğmuş, büyümüş markaların hedef kitlelerinden çok uzak kampanyalar yaptığını, iletişim stratejileri uyguladığını görürken, kimi zaman bir anda ülkemize girmiş bir markanın çok başarılı uygulamalarıyla karşılaşmamız mümkün oluyor.

Ama kimi markalar da var ki neredeyse bunu iletişim anlayışlarının merkezine koymuş durumdalar. Coca-Cola, ülkemizdeki 50. yılı münasebetiyle koyduğu adıyla Koka-Kola bunların başında geliyor. Okumaya devam et “İletişimde Yerelleşmek, Yerelleşebilmek Önemlidir”

Artık gençler “Harran’da okusford mu vardı” Demesinler!

OSUB PROJEArtık Harranlı gençler Harran’da “okusford mu vardı da biz mi okumadık?” demesinler! O bölgeyi nacizane birkaç kez görmüş bir arkadaşınız olarak, sizlere minik bir çağrıda bulunmak istiyorum. Harran Kaymakamlığı bünyesinde faaliyet gösteren Harran Akademi Derneği, Okuyan Sorgulayan Üreten Birey Projesi adı altında Harran için  kitap toplama kampanyası başlatmış. Amaç, Harran’daki kardeşlerimiz için kitap toplamak. Benim gözlemlediğim kadarıyla, aslında bölgedeki kardeşlerimizin ihtiyacı sadece kitapla sınırlı değil, eğitime, öğrenmeye katkı sağlayacak her türlü materyal onlara büyük fayda sağlayacaktır.

Ama bu proje için sadece kitap ihtiyacını karşılamayı tercih etmişler. Kampanya detayları aşağıdaki gibidir. Sizler de projeye elinizden geldiğince destek olursanız çok sevinirim.

Kitap gönderesemesek de kampanyanın yayılmasını sağlamak bile bir faydadır. En azından yayılması için bir şeyler yapabilirsiniz.

Harran İçin Hedef 30 Bin Kitap!

HARRAN’DA OKUYAN SORGULAYAN ÜRETEN BİREY PROJESİ BAŞLADI 

Harran Kaymakamlığı bünyesinde faaliyet gösteren Harran Akademi Derneği, Okuyan Sorgulayan Üreten Birey Projesi adı altında Harran için  kitap toplama kampanyası başlattı. Toplanan kitaplar Harran ilçesinde kitabı ve kütüphanesi olmayan okullara bağışlanmak amacıyla kullanılacak. Okumaya devam et “Artık gençler “Harran’da okusford mu vardı” Demesinler!”

Sosyal Medya İle Yerelden Evrensele İletişim Örneği: Tostçu Mehmet

Tostcu Mehmet

Bu yazıyı aslında daha önce yazacaktım ama hem seçim karmaşası hem de o süreçte gelen twitter ve youtube yasakları yüzünden bu güne kadar geçikti. Geçtiğimiz günlerde bir vesile Gaziantep‘e bir gezi yapma fırsatım oldu.  Bu gezimde daha önceden internetten adını duyduğum, kısmen takip ettiğim  bir kişi/marka olan Tostçu Mehmet ile tanışma fırsatım oldu.  Bizim de iletişimci olduğumuzu bildiği için sohbetimiz gelip sosyal medya iletişimine dayandı.

“İlk sosyal medya iletişimine başladığımda, bana güldüler, işi gücü yok, o yüzden bu işlerle uğraşıyor.” dediler. Ama ben haklı çıktım, bakın en azından siz bana ulaşıp buraya kadar geldiniz dedi.

Tostcu mehmet foursquareSosyal medya marka iletişiminde olması gereken en önemli durumlardan biri, markanın sosyal hayatını, özelliklerini, samimiyetini bu mecra içine entegre edip, hedef kitlelerini kendine inandırıp, onları müşterisi yapabilmek olmalı. Tostçu Mehmet, bunu başarabilmiş markalardan. Tabi bunu yaparken hedef kitleleri aldatmamak önemli bir durum. Yani burada yaptığınız tüm iletişim ne kadar iyi olursa olsun, ürün faydası, kalitesi bunu yansıtmıyorsa o işte bence başarılı olmuş sayılmazsınız. Ama Tostçu Mehmet’in tostları da gerçekten enfes, muhabbeti ise 10 numara. 🙂 Okumaya devam et “Sosyal Medya İle Yerelden Evrensele İletişim Örneği: Tostçu Mehmet”

LINE Ayarlar Menüsü Kılavuzu

Son dönemin önemli konularından biri olan kullanıcı gizliliği konusunda sahip olduğu standartlar ve iç denetim yönetimi alanındaki üç uluslararası sertifikasıyla (SOC2, SOC3 ve SysTrust) öne çıkan LINE uygulaması, ayarlarıyla da kolaylıkla kişiye özel hale getirilebilen bir mobil deneyim sunuyor. Okumaya devam et “LINE Ayarlar Menüsü Kılavuzu”