En Çok Tweet Atan Değil, En Çok El Sıkan Aday Seçimi Kazanır

tokalasmakMalumunuzdur önümüzde yerel seçimler, hemen ardından genel seçimler var. Önceliğimiz yerel seçimler. Her yerde belediye başkanlığı, meclis üyeliği için aday adaylıklarını açıklayan kişilerin  adaylık ilanlarını görebiliyoruz. Resmi adaylar açıklandıktan sonra bu ilanlar rafa kaldırılıp yerlerini resmi adayların ilanları alacak.

Geleneksel seçim kampanyası iletişiminin olmazsa olmazlarının başında bu geliyor. Adaylar ilanlarla halka duyurulduktan sonra önce mahallerde, ardından ilçe merkezlerinde (eğer büyükşehirse ilçe ve il merkezlerinde) seçmenin karşısına çıkmaya başlıyorlar. Mitinglerle halka yaptıklarını ya da yapacaklarını anlatıyorlar.

Eğer biraz paraları ya da nüfuzları varsa yerel ya da küçük çaplı ulusal TV kanallarına, gazetelere  (eğer büyükşehirse ulusal TV ve gazetelere) ilanlar, röportajlar vermeye başlıyorlar. Böylece gün be gün seçime gidiyorlar. İşte bu işe kabataslak geleneksel bir seçim iletişimi kampanyası diyebiliriz.  Okumaya devam et “En Çok Tweet Atan Değil, En Çok El Sıkan Aday Seçimi Kazanır”

Toplumun olması gereken halidir, Aşure!

Güzel günlerdeyiz. Hicri yıla göre Muharrem ayının 10. günü ve sonrası Aşure dönemi olarak  kutlanıyor. Pişirilen aşureler ile aynı kurban da olduğu gibi toplumun damakları lezzetleniyor. Kimisi çorba diyor, kimisi aşure, aynı kimisinin ramazan kimisinin muharrem orucu tutup aynı toplumun birer parçası olduğu  gibi. Böyle günlerde paylaşım ruhu yeniden hatırlanıyor. Farklı toplumsal ögeler, gruplar, düşünceler yaşayışlar bir araya geliyor. Aynı aşuredeki  farklı tatların bir araya gelerek mükemmel bir lezzeti oluşturduğu gibi.

Bulunduğum ortamda siyaset konuşulmaya başlandığı, sağcılıktan solculuktan, kürtçülükten türkçülükten bahsedilip ortam militarize edilmeye çalışıldığı zaman türlü yemeğinden esinlenerek verdiğim bir örnek vardır. Bu yazımda o örneğimi aşure üzerinden sizinle paylaşmaya çalışacağım.

Sen sağcısın, sen solcusun, sen namaz kılıyorsun yobazsın, sen her akşam kafayı çekiyorsun ayyaşsın..

Herhal insanlar ilk olarak topluluk halinde yaşamaya başladığı günden beri, sen ya da ben, biz ya da siz, bizler ya da ötekiler gibi kavramlar bence hep vardı. Dün vardı, bugün var ve yarın da olacak.  Okumaya devam et “Toplumun olması gereken halidir, Aşure!”

“Allah yardımcın olsun…” Derken

yardim Toplumsal alışkanlıklarımızdan olsa gerek dilimize pelesenk olan bir cümledir, “Allah yardımcın olsun.” Dini açıdan ister inanalım ister inanmayalım bu cümleyi bir şekilde kullanırız. İnşallah, maşallah, hadi hayırlısı ve benzerleri gibi.

Ama “Allah yardımcın olsun…” cümlesi benim için farklıdır. Güzel bir dua olmasının yanında, bu duanın gerçeklemesi için belki yardımımın dokunacağına inandığım.

Geçtiğimiz günlerde bir fıkra dinledim, kısaca size de anlatayım; şehirlerin birinde sel felaketi olmuş, bütün şehir sular altında kalmış, insanlar botlarla, helikopterlerle şehirden uzaklaştırılmış, yüksek katlı binalarda yaşayanlar binaların üst katlarına çıkmışlar. Papaz da bu kişilerden biriymiş. Kilisenin her yerini kapatmış ve binanın içinde beklemeye başlamış. Sular daha yükselmemiş ve yaya halinde kaçabilecekken insanlar papazı şehirden uzaklaşmak için çağırmışlar ama papaz kilisede kalacağını ve eğer büyük bir sıkıntı olursa tanrının onu kurtaracağını söylemiş. Sonra Okumaya devam et ““Allah yardımcın olsun…” Derken”