Erdem Baltacı

 

Aslında benim Erdem Baltacı diye birinden 6 ay öncesine kadar haberim dahi yoktu. İlk defa Zarakol İletişimi’i ziyarete geldiğimde tokalaştık kendisiyle. Belki ilk intiba önemliydi ve sevmemiştik birbirimizi. Sonrasında haziran 15’de işe başlamamla aynı ofiste yanyana oturmaya başladık. Ne olduysa ondan sonra oldu. Her geçen gün biraz daha sevdik birbirimizi ve iş hayatı kadar dışarıya da taşıdık muhabbetimizi çok mu samimi açıklamalar oldu acep? 🙂 Merak etmeyin sadece arkadaşız.

Aslında iş ortağıyız. Aynı markaları yönetiyoruz birlikte, birbirimizin eksiklerini tamamlıyoruz belki de bu yüzden göbekten bağlandık diyebilirim. Her gün sabah 9 akşam 6 yanyana otururuz ama ondan sonra akşam olur, hafta sonu olur, sürekli konuşuruz, sabahları işe geç kalsak ilk birbirmize haber veririz. Yani biz aslında gerçekten severiz birbirimizi.

Hani derler ya adam gibi adam, delikanlı adam işte Erdem tam olarak öyle biridir. Derdin mi var, yanındadır, işi mi beceremedin kesin yardım alabilirsin ondan, lansman mı var Erdem kesin yanındadır, hastasındır işe gelememişsindir ilk Erdem arar seni kardeşim nasıl oldun der, kendi işini inci gibi yapar ama o yetmez, işlerinizin arkasında hep bir gizli kahraman vardır ya işte Erdem o kahramandır. Okumaya devam et “Erdem Baltacı”

İletişimin Gelecek 5 Yılı!

İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla ilişkiler ve Reklamcılık bölümünde dönemin ilk derslerinden biri olarak PRA 204 Reklamcılığın İlkeleri dersindeyiz.

Kısa bir tanışmanın ardından Hoca, daha ikinci sınıf öğrencisi olan arkadaşlara gelecek planlarını soruyor. Kimsede ses soluk yok. Ardından daha ikinci sınıftasınız önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde mezun olacaksınız ve birer iletişimci olarak piyasaya iş yapmaya başlayacaksınız, sektörün gelecek 5 yılını konuşalım öyleyse der ve öğrencilerden beşerli grup olmalarını ister.

Öğrenciler kendi aralarında grup olup konuya tartışmaya başlarlar.

10 – 15 dakika sonra Hoca, hadi bakalım meydan sizindir, kürsüye gelip değerli görüşlerinizi arkadaşlarınıza anlatın der.

Kimsede yine ses soluk yok, herkes birbirine bakıyor.

Sonra aralarından biri sessizce kürsüye çıkıp, aslında grup arkadaşlarının da pek destek vermediği görüşlerini diğerlerine anlatmaya başlıyor.

‘Arkadaşlar şu dönemde bir ekonomik kriz var, ekonomik krizlerde ilk önce kısılan giderler iletişim giderleridir. Ama bu sefer durum öyle olmayacak, firmalar krizi bir fırsat bilerek iletişim giderlerini arttıracaklar ve bu doğrultuda yeni doğmaya başlayan ‘sosyal medya’ kavramı kendi payını arttıracak ve firmalar burada iyi işler yapabilmek için harcamalarını arttıracaklar’ der.

Tam bu esnada; sıralarda oturan bir arkadaşı çocuğun sözlerini keserek, ‘ne anlatıyorsun arkadaşım sen, firmalar batmış, insanlar işsiz, çıkmışsın bıdı bıdı ediyorsun, yok neymiş reklam giderleri artacakmış, mezun olunca hepimiz işsiz kalmayalım da gerisini boş ver sen’ der. Okumaya devam et “İletişimin Gelecek 5 Yılı!”

Bir Gazetecilik Hatası!

Bu sabah kahvaltı yaparken bir arkadaşımız elinde Haber Türk gazetesi ile geldi ve arkadaşlar manşeti gördünüz mü dedi! Keşke görmeseydik! Keşke Haber Türk böyle bir manşeti atmasa, böyle bir fotoğrafı manşet haberine eklemeseydi!

Kadına şiddet ülkemizin kanayan yarası. Çözülemeyen toplumsal bir sorun belki uzun yıllarda çözülemeyecek. Basının bu konuya yer vermesi sahip olduğu kitle iletişim gücü açısından çok ama çok önemli ama bu şekilde değil ya da kesinlikle bu fotoğrafla değil. Ben ilk gördüğümde başımdan kaynar sular döküldü sanki, beni geçiyorum ama geçemeyeceğim kişiler var; peki ya çocuklarımız görse bu fotoğrafı, peki ya geleceğin kadınları diyeceğimiz genç kızlarımız görse/okusa bu haberi onlarda nasıl bir izlenim/etki/intiba bırakacak diye düşünüldü mü acaba?

Ben böyle usta isimlere sahip bir gazetenin bizlerin hata olarak gördüğü ve ileride gazetecilik derslerinde örnek olarak gösterilecek bu haberi yaparken bizim hissettiklerimizin/düşündüklerimizin dışında bir amacı olduğuna inanmak istiyorum ama gazeteyi ilk gördüğümdeki duygularım buna engel oluyor!

Belirtmeliyim ki; belirsiz bir zaman sonra çıkıp ‘işte biz gazete olarak toplumsal bir sorun olan kadına şiddete dikkat çekmek istedik’ gibi bir açıklama beni güldürecektir açıkcası.

Ama yine tüm saf halimle düşünmek istiyorum ki; umarım bu olayın arkasında gazeteyi kitleler tarafından konuşulur hale getirmek yoktur çünkü şu an sosyal medya üzerinde paylaşılanlara göre (her ne kadar 2 gün sonra unutacak olsak bile) Haber Türk’ün başı bir müddet ağıracak gibi ve umuyorum ki beklenilenden de fazla ağırır!