Sosyal Medyada Tarama Takip/Online Monitoring’in Önemi

İletişim sektöründe hem ajans tarafında yapılan işlerin takip edilmesi hem de marka tarafında verilen işlerin daha doğrusu harcanan paranın takip edilmesi hem de medyalar üzerinde markalar hakkında konuşulanların takip ve analiz edilmesi için yapılan en temel işlerin başında gelir medya takip faaliyetleri.

Pr ajansları/ya da firma içi kurumsal iletişim departmanları için bülten ve kupür derlemeleri, reklam ajansları için ise reklam takiplerini kimi zaman ajans/firma içi olarak takip edilip, toplanılıp, raporlanmakta çoğu zaman ise medya takip firmaları tarafından ajanslar ve markalar adına toplanılıp raporlanmaktadır. Bu takip muhakkak yapılmalıdır çünkü markanın nerede göründüğünü/konuşulduğunu bilmek yapılan iletişim çalışmalarının sonucunun analiz edilmesi için önemlidir.

Geleneksel medya olarak nitelendirebileceğimiz TV, Radyo, Gazete, Dergi gibi mecralar üzerinde yıllardır yapılan tarama/takip işlemleri içerisinde internetin günümüzde değer kazanması ve bu değerin her geçen gün artması ile internette son zamanlarda kendine sıkı bir yer edinmektedir. Geleneksel tarafla kıyaslandığında ise en büyük fark olarak sosyal medya kullanıcılarının özgürlüğü önümüze çıkmaktadır. Nasıl mı? Çok basit bir örnekle açıklamaya çalışayım; geleneksel medya üzerinde gazeteciler, radyocular, TV programcıları kolay kolay markalar hakkında olumsuz konuşmazlar ya da konuşamazlar ama şu an sayıları 35 milyona yaklaşan internet kullanıcıları klavyelerinin başındayken markalar, firmalar, kurumlar ya da kişiler hakkında istedikleri gibi cümleler kurup bunu sosyal ağlar üzerinden kolaylıkla paylaşabilmektedirler. Bu durum da markaları internet üzerinde kolaylıkla krizlerle karşı karşıya bırakabilmekte ve online monitoring/tarama takibi daha da önemli hale getirmektedir. Okumaya devam et “Sosyal Medyada Tarama Takip/Online Monitoring’in Önemi”

9 Eylül’den 9 Eylül’e İzmir’le geçen 4 sene

 9 Eylül 2007’de ilk ayak bastığımın akşamıydı 85. kurtuluş kutlamaların. Senin kurtuluşunun üzerinden geçen koskoca 89 yılın içinde 4 yıl misafir ettin beni koynunda. İlk başlarda zordu sana uyum sağlamak, yeniydi her şey, yalan söylemeyeyim sevememiştim seni, aslında senin suçun da yoktu bunda, sen sadece oturuyordun bu ülkenin en batı tahtında. Kaçmaya çalıştım senden, bahaneler uydurdum kendimce. Ben sana laflar attıkça, sen bana dostlar/güzellikler hediye ettin. Kordonun çimlerinde tattım çiğdemin tuzunu. Çayın yanına hiçbir şey yakışmamıştı sanki Gevrek ve Boyoz kadar. Günbatımı ayrı bir güzeldi Asansör’de. Kabakçiceği dolmasının tadı bir başkaydı Şirince‘de. Ah bi de şu rakıya olan sevdan olmasaydı daha bir çok sevecektim seni. Ama Foça’da denizin kokusu sardı dostluğumuzu, Saat Kulesi ne de güzel duruyordu sol bileğinde, Kızlar Ağası her gelen misafiri kahvesiyle ağırlıyordu muhabbetinde ve sen her geçen gün daha da güzel bir yer ediniyordun ve ben iyiki‘ler biriktiyordum yüreğimde.

Zaman çabuk geçti seninle, gün geldi elveda dedik dostane bir şekilde.

Tüm misafirperverliğin, bana hediye ettiğin güzel günlerin ve değerli dostlar için teşekkürler İzmir!

Bir daha kurtuluş mücadelesi vermemek dileklerimle, kurtuluşunun 89. yılı kutlu olsun.