Ramazan Bayramımız Mübarek, Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Ramazan geldi, bu sıcaklarda nasıl olacak, günlerde çok uzun, su içmeden onca saat nasıl duracağız … derken koskoca ay bitti ve hayırlısıyla bayrama kavuştuk.

Bugün bayram hemde en çiftesinden, hem dini hem millisinden…

Bayramlar dostluktur, bayramlar muhabbettir, bayramlar güzelliklerin vesilesi, kalplerin sevgi ile güzelleşmesidir.

Hadi büyüklerimizin ellerinden, küçüklerimizden gözlerinden öpelim, paramız varsa harçlık yoksa şeker verelim, kapımıza geri çevirmeyip muhabbetimize buyur edelim, büyüklerimizi ziyaret edelim, onlara saygı gösterelim ki yaşımız ilerlediğinde yalnız kalmayalım saygıyı yaşayalım.

Hani bir cümle var ya; ‘nerde o eski bayramlar’ diye hani şu babalarımızın dedelerimizin kurduğu inşallah biz ilerleyen yaşlarda bu cümleyi kurmayız.

Ve inşallah biz ilerde hiç ama hiç yalnız kalmayız.

 

Bu video aslında çok şey anlatıyor, umuyorum ki anlayabiliriz! Yalnızlığı hiç yaşamamanız dileklerimle bayramınız mübarek olsun…

Ve bu sene 30 Ağustos Zafer Bayramı ile Ramazan Bayramı aynı güne denk geldi. Tarihi şanlı zaferlerle dolu milletimizin terör belası ile imtihan olduğu bu günlerde, belki küslükler bitsin, dostluk, birlik beraberlik yeniden sağlansın diye denk geldi iki bayram.

Bugün duamız o dur ki; Allah bir daha savaşlar vermesin milletimizin başına.

Zafer Bayramımız kutlu olsun…

Gündem Bombardımanı!

Geçmişe doğru bir medya incelemesi yapsak gazete küpürlerini gün gün, hafta hafta, ay ay toplasak mesela nasıl olur?  

Haberlerin ne kadar sıklıkla değiştiğini görür müyüz? Hani şu gazetelerin ilk sayfalarındaki büyük puntolarla yazılan haberlerden bahsediyorum ama!

Hükümette kriz olmuştur, askerin sabrı kalmamıştır, bir futbolcu bir maçta 5 gol atmıştır, ekonominin önde gelen patronları sağa sola demeçler vermiştir, başbakan Amerika başkanıyla görüşmüştür, orta doğuda siyasi kriz olmuştur, bankalar fona devredilmiştir, dolar dibe vurmuş altın tavan yapmıştır vesaire.

Muhakkak ‘bilgi toplumu’ olmanın bir sonucudur bu ve insanların haber alma özgürlüğü hakları vardır.

Ama insanlara bu hakları hakkıyla kullandırılıyor mu diye bir soru var aklımda.

Son 2-3 aya bakıyorum.

          Seçimler oldu, Ak Parti 3. kez tek başına iktidara geldi, bu siyasi zafer 2 gün konuşulmadan;

          Yemin krizi patlak verdi, sorun güya hala devam ediyorken,

          Futbolda şike soruşturmaları başladı, Fenerbahçe kahvede 3 kere küme düşürüldü, şampiyonluk Galatasaray’a verildi, bu sorun gündemi meşgul ederken, maksat dekoder satılsın diye haberler sardı dört bir yanımızı, Okumaya devam et “Gündem Bombardımanı!”

Öğrenciyken Farklılık Yaratmak

Geçtiğimiz günlerde ajansta bir stajyer arkadaşla kısa süreli bir muhabbet etme fırsatım oldu.  Ülkemizin önde gelen üniversitelerinden birinde iletişim fakültesinde Halkla İlişkiler Bölümünde 2. sınıf öğrencisiydi ve net olarak gelecekte neler yapacağını bilmiyordu.

Ama ben o malum klasik soruyu sordum; ‘Mezun olunca ne yapmayı planlıyorsun?’ diye.

O da bana ben halkla ilişkiler alanında ilerlemek istiyorum dedi.

Öylese ne güzel doğru bir yerde staj yapmışsın dedim ve ekledim, peki bir reklam ajansına gittin mi daha önce?

Hayır, gitmedim ve gitmeyi de düşünmüyorum dedi!

Buradan sonra konuyu özelden genele taşımak istiyorum. Benim böyle diyaloglarda hep verdiğim bir örnek var. Tıp Fakültesi örneği diyorum buna. Aslında genel üniversite mantığı diye de açıklayabiliriz bunu. Tıp fakültesi öğrencileri 6 yıl boyunca, onlarca farklı
uzmanlık alanında dersler alırlar, iç hastalıkları, kadın hastalıkları, çocuk hastalıkları vb ve 6. Yılın sonunda sadece bir bölümü seçer ve o konu üzerine uzmanlaşırlar. Madem tek bölümde uzmanlaşılacak neden tüm uzmanlıklar ayrı ayrı gösteriliyor. Bunun çok basit bir cevabı var; ‘doktor gibi düşünmeyi sağlayabilmek’. Herhangi bir hastalığın nedenlerini, sebeplerini ayrıntılı olarak düşünebilmek ve teşhis koyabilmek için değil mi? Bu düşünceyi tüm üniversite bölümlerine uygulamak bence mümkün. İşte bu iş ne işimize yarayacak, ben zaten şunu seçeceğim bu dersi niye görüyorum diye düşünmemek lazım. Okumaya devam et “Öğrenciyken Farklılık Yaratmak”

Sosyal Medya/Dijital Medya Ajanslarının Sundukları Hizmetler

İletişim sektörü son bir kaç yıldır hem teknoloji hem de içerik anlamında çok hızlı bir değişim içinde. Teknolojideki gelişmeler içeriği dönüştürüyor, içerikteki dönüşüm teknolojinin gelişimini etkiliyor. Son beş yıl içinde internet ve mobil iletişim araçlarındaki gelişmeler karşımıza kendine has özellikleri olan yepyeni bir iletişim platformu çıkardı. Bugün sosyal medya adını verdiğimiz bu platform, alıştığımız, ezberlediğimiz iletişim kurallarını altüst ederek öngörülemeyen fırsatlar ve tehditlerle bizi içine çekiyor. Gazetelerin toplam satış rakamları 20 yıldır 4-5 milyon seviyesinde dolaşırken, ülkemizde sadece Facebook’a üye olanların sayısı 25 milyonu buldu. Durum böyle olunca hem firmalar hem de ajanslar tarafında bu mecra üzerine çalışmalar yapılmaya başladı. Sektör çok kısa sürede büyümeye başladı. Bu zaman zarfında da Sosyal Medya, Dijital İletişim, Dijital Pazarlama, İnteraktif Reklam isimleri altında ki mi zaman birbirine benzer ki m zaman birbirinden farklı hizmetler sunan, ki mi zaman geleneksel iletişim geçmişinden güç alan çoğu zaman ise yeni doğmuş çok yeni ajanslarla karşı karşıya gelmeye başladık. Peki durum böyleyken sizin de merak ettiğinizi düşündüğüm bir konu üzerine bir araştırma yapmak istedim. Bu Sosyal Medya, Dijital İletişim, Dijital Pazarlama, İnteraktif Reklam ajansları müşterilerine ne gibi hizmetler sunuyor, müşterileri ile hedef kitlelerini ne gibi taktik ve uygulamalarla bir araya getiriyorlar. Kendimce işlerini beğendiğim birkaç ajansın hizmetlerini sizlerle paylaşıyorum. Bunlara artı olacak birçok ajans da çok benzer hizmetler ile internet iletişim çözümleri sunmaktalar.

Tick Tock Boom Digital PR & Marketing

SMS ile İftar ikram edelim mi?

Yeni bir hafta, yeni bir ay ve Ramazan’ı Şerif’in ilk günü denk gelip birleştiler. İlk sahurla birlikte ayların en hayırlısını başlattık ve bugün ilk orucumuzla baş başayız. Tutanların da tutamayanların da niyetleri kabul olur. Bu yazımın içinde sizi daha önce şu yazım 1 ve şu yazım 2 de de davet ettiğim üzere çeşitli dernekler üzerinden yardım etmeye davet edeceğim.

Ramazan rahmet ayı, Ramazan paylaşım ayı, Ramazan olanla olmayanın eşit olmayı hissettiği ay. Gönül muhakkak 12 ay 365 gün yardım etmeyi ister ama çoğu zaman buna maddi güç yettirmek mümkün olmuyor olsa gerek.

Ama Tirmizi’den rivayete göre; “Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.” denilir. Bu yüzden bu ay paylaşmaya daha fazla özen göstermek lazım.

Neyse lafı uzatmak istemiyorum; Deniz Feneri davası tüm hızıyla devam ederken ve bu derneklerin samimiyeti belki tartışılabilirken ben kendimce güvendiğim 3 vakıf/derneği seçtim. Ve bunların üzerinden kendimce yardım etmenizi isteyeceğim sizden. Her gün nelere verdiğimiz, hesabını tutmadığımız kimi zaman 10 dakikalık bir telefon konuşmasına verdiğimiz küçük bir ücretle bu Ramazan’da bir kişinin önünde sıcak pide, sıcak çorba, sıcak yemek olmaya davet ediyorum.

 

İHH üzerinden İFTAR yaz 3072’ye gönder iftar için 5 TL bağışlayabilirsiniz.

Bu sene Diyanet İşleri Başkanlığı da benzer bir sistemle karşımıza gelmiş. Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden iftar vermek isteyenler bilmeli ki diyanet iftarları Afrika’daki Müslüman kardeşlerimize gidiyor. AFRIKA yazıp 5601’e mesaj atanlar 5 TL yardımda bulunabilirsiniz.

Türk Kızılayı da Afrikada ki muhtaç insanlar için benzer bir yardım kampanyası başlatmış. Eğer Kızılay üzerinden Afrikada ki kardeşlerimize 5 TL lik yardım etmek isterseniz 2868 e mesaj atmanız yeterli olacaktır.