Bir Hafta Sonu Bir Şirket !

Evet efendim, bloglarımızı ya da interneti yakından takip edenler,interneti sadece msn ve facebook için değilde, ekmek yemek için kullanan arkadaşlar iyi bilirler. Bundan yaklaşık 4-5 ay önce aktif olarak çalışmalarına başlanılan.Bugüne dek birçok aksilikle karşılaşıp bugüne kadar aksayan girişimgünleri sonunda gerçekleşiyor. Sevgili kardeşim SinanAta bugün kendi blogunda Girişim Günleri İstanbul 2008’in basın bültenini bir fiil paylaşmış. Bu demek oluyor ki artık Girişim Günleri İstanbul 2008 programına günler, saatler hatta  dakikalar kaldı. Benim bu aralar sınav zamanım olduğu için katılma ihtimalim çok düşük ama yine de tüm sanşımı son ana kadar kullanmaya çalışacağım.

Girişim Günleri 2008 İstanbul buluşması tüm ayrıntıları için ziyaret etmeniz gereken adres; sinanata.com . Efenim ben burada elçilik yapma şerefine nail olduğum için çok mutluyum, umarım ki 1-2 adet ilgili arkadaşa  ulaşabilirsem ne mutlu bana. Saygı ve selamlarımla efenim.

Lanet olsun içimde ki reklam sevgisine :)

Şimdik arkadaşlar malumunuz blogumun çeşitli yerlerinde (üst banner altı,sol blok kısımlarında) reklamlar var. Bu reklamları aslında koymacaktık ama sırf sinan’a inat,koyduk işte… Her ne kadar şimdiye kadark 1 ytl sini bile görmesekte herhal bişeyler kazanıyoruzdur ordan…(şükretmek lazım)

Akabinde ve detayında benim msn ve facebook iletimde birkaç gündür ; ‘ www.erdalerdogdu.com –} reklamlara  tıklamak hiç bu kadar zevkli olmamıştı.’ şeklinde… Ve arada bir msn den arkadaşlara, bu iletiyi yollayaraktan onlara zorla sitemi ziyaret ettiriyorum 🙂

Artık bilmeyen kaldı mı bilmiyorum ama burada benim bir reklamcılık öğrencisi olduğumu söylememe gerek var mı acep ? 🙂

Ama işte o kadar iyi okuyucularım var ki. Blogumda ki herşeyi en ince ayrıntısına kadar inceliyorlar ve bana çok güzel geri bildirimler yapıyorlar. Hepsine ayrı ayrı çok ama çok teşekkür ederim.

Bu sefer ki geri bildirimimiz (feedback) işte blogumda ki reklamlar hakkında oldu. Gelen mail için de şu resim vardı.

Tabi şimdi bu resimde ne var diye soracaksınız. Bana kalırsa bişey yok zaten 🙂 Blogumun ana sayfasını print screen etmiş ve bana geri göndermiş. Ama işin aslı o değil. Arkadaş ana konu olarak yukarda ki reklama laf etmiş. Ne bu böyle, çöp çatan mı oldun filan demeye getirmiş. Çünkü yukarda reklamı olan site gereksiz bir arkadaşlık sitesi.Neyse!

Ama inanın bunları engellemekten sıkıldım artık. Şimdi google adsense denilen kurum kelime bazlı içerik reklamcılığı ile çalışıyor.(peki nedir bu içerik reklamcılığı? derseniz okuyuverin)

Kelime bazlı içerik reklamcılığı, benim ana sayfamda genel olarak yazan yazıların kelimelerine göre seçilen ya da direk olarak bir konu içindeki kelimelere göre benim reklam bölümlerime reklamların google adsense tarafından otomatik olarak gönderilmesi. Böyle düşünülünce aslında pek sorun yok. Ama aşk ile ilgili bir yazı yazınca herkesin aklına bizim ‘masumane aşkımız’  gelmiyor ki kardeşim. Aklınıza ne geliyorsa yollayıveriyor google amca 🙂

Buna inanmıyorsanız müzik kategorime gittiğinizde genel olarak müzikle ilgili reklamların olduğunu, gezilesi görülesine gittiğinizde tatil reklamlarının olduğunu görerekten inanabilirsiniz.

Yoksa benim işim olmaz, böyle abudik gubidik sitelerle, ona göre. İlgilere duyrulur kardeşim 🙂

Saygı ve selamlarımla…. 🙂

erdalerdogdu.com Facebook Sayfası Açıldı.

Geçtiğimiz günlerde kuzenlerimden biri bana böyle bir teklifle gelmişti ama yaklaşık 20 gündür facebook ile bağımı kopardığım için, teklifini reddetmiştim. Ama bugün kafma esti ve grubu kurdum. Bilmem bir işime yarar mı ama olsun dursun bir köşede… Facebook’ta sadece listemdekilere davet gönderebildim. Eğer sayfamı takip etmek ve sayfama sizler de katılmak isterseniz. Buyrun başımızın üstünde yeriniz var.

Oğlumun doğum günü…

Benim M.Emir adında benden 12 yaş küçük bir erkek kardeşim var. Hayatta ki en önemli varlıklarımın başında gelir. Kardeşten öte.

Tam 10 yıl öncesiydi, 98 yılının kasım ayının 18. günü. Akşam saat 22:30 babamdan gelen bir telefon. Beni çığlıklar içinde önce karşı komşumuz amcamın kapısını daha sonra apartmanda ki tüm komşuların kapısını çaldırttı ve o gün itibarı ile, benim evde ki en küçük çocuk saltanatım bitmiş, papucum dama atılmış oldu. Canı sağ olsun, Allah yüreğimi biliyor ya, o gün ben abi değil, baba oldum sanki. İlk ismini ben koydum, Mücahit dedim ona ve ardından ikinci isim Emir geldi.

Çocuğu olanlar bilirler, evlatlarının yaptığı her ilk onlar için çok ama çok kıymetlidir, dünyanın en büyük zevkidir onlar için. Kelimelerle anlatılmaz.

Şimdi merak ediyorum, Rabbim bana ileride bir erkek evlat verirse ben onu bundan ne kadar çok sevebilirim diye?

Son çocuk evimizin emiri, sultanı, bi’tanesi..

Ablamla benim ilk göz ağrımız…

Hayatta aldığımız en büyük hediyemiz…

Şimdi 10 yaşındasın, daha önünde Rabbimin vereceği kadar uzun bir ömür var.

Rabbim bizi bizden ayrı düşürmesin.

Babam, ben küçükken hep beni şartlardı, bak erdal, ben yokken bu evin erkeği sensin diye, O’nun yaptığı her şeyi taklit etmek, onun gibi bi’ adam olabilmek için didinmek… Ve şimdi ben 4 yıldır evin dışındayım, ve aynı şeyleri Emirim de görmek ne kadar mutlu ediyor.

Senin eve ilk gelişin, ilk kucağıma alışım, ilk konuşman,ilk yürümen,ilk okula başlayışın, ilk top oynayışın, ilk keman çalışın, her şey ama her şey şu an aklımda.

Sana hep kızarım, hep bağırırım, biliyorum babamdan korktuğundan çok benden korkarsın ama inan ben Emir diye bağırdığımda ‘buyur abicim, efendim abicim’ deyişin o kadar çok hoşuma gidiyor ki, okuldan eve her gelişimde, boynuma abicim hoşgeldin diye sarılışın, dönüşlerde boynuma sarılıp abicim güle güle git güle güle gel inşallah deyişlerin…

Acaba bunların zevki kelimelere dökülebilir mi? Hayır kesinlikle hayır…

Sen benim oğlumsun… Canımdan, kanımdan bir parçasın.

Babam hep seninle ilgili konuşurken, ben artık Emir’i düşünmüyorum, biliyorum ki sen ona benim sana baktığımdan daha iyi bakar, göz kulak olursun der hep… Bu yükümlülük boynuma o kadar ağır gelse de, Rabbimin bana verdiği güç,kuvvet devam ettiği sürece, seninle ilgili her şeyi yapmak benim üzerime en büyük farzlardan biri.

Bazen seni kızdırırım, sana bağırırım… Bundan bile zevk aldığımı bilsen acep üzülür müsün yine?

Aslında sen de bilirsin, seni ne kadar sevdiğimi…

Ama bi’ olay vardır ya, babalar kendi yapamadığı şeyleri çocuklarında bilhassa oğullarında görmek isterler aynı öyle bir şey benimki… Sen benden iyi olmasın, sen benden başarılı olmalısın, sen benden daha delikanlı olmalısın….

Ve sen bu yolda emin adımlarla büyüyorsun…

Bugün 10 yaşındasın..

Rabbim sana hayırlı, uğurlu, sağlıklı, mutlu, huzurlu, imanlı, başarılarla dolu, ve en önemlisi her an birlikte olduğumuz çok ama çok güzel bir hayat versin. Seni vatanına, dinine, ailene hayırlı bir evlat olarak kılsın. (AMİİİNNNN)

Ah keşke seni ne kadar sevdiğimi buraya kelimelerle dökmem mümkün olsa ama inan mümkün değil.
Ama sen yine de SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVDİĞİMİ BİL.

İYİ Kİ DOĞMUŞSUN OĞLUM..

Samuel P. Huntington – Medeniyetler çatışması

MEDENİYETLER ÇATIŞMASI ve dünya düzeninin yeniden kurulması. Bu kitap Samuel P. Huntington’un 1993 yılında Foreign Affairs adlı dergi de ki yazmaya başladığı ‘Medeniyetler Çatışması mı’ adlı bir makalenin büyük ilgi görmesi sonucunda tezleşip kitaplsmış hali. Kitap hakkında onlarca prof’un, doçent’in, araştırmacının, çok güzel ve geniş değerlendirmelerini tartışmalarını bulmak mevcut.Onlar dururken benim burada kitap değerlendirmesi yapmam,gerçekten abest kaçar.

Bu kitap öyle, benim yaptığım gibi yani roman gibi ele alınıp okunacak bir kitap değil. İçinde boğulursunuz benden söylemesi. Ama hani derler ya hatır için çiğ tavuk yenirmiş, varsın kafa patlata patlata bir kitap okunsun çok mu? Aslında çok önce okuyacaktım ama yazın sınavlardı, ameliyattı filan derken, bi 10 gün önce anca bitirebildim. Şimdi sırada fukuyama‘nın bir kitabı var inşallah.

Dedim ya kitap derin kitap, 5 bölümden oluşuyor ve yaklaşık 484 sayfa okuma alanına sahip, artık olarak yaklaşık 50 sayfa notlar bölümü var.Ben kitabı cem kitabevinden aldım. Etiket fiyatı 32 ytl ama güzellik yapıyorlar fiyatta.

Kitap’ın arka sayfasında bence satış politikasından dolayı, Başbakanımız R.Tayyip Erdoğan’ın bazı sözleri yer alıyor.

‘Avrupa Birliği, Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlarsa Medeniyetler Çatışması’nın bir realite olmadığını, medeniyetler arası uyumun mümkün olduğunu İslam dünyası görecektir’ R.T.Erdoğan’ın Wall street journal’a vermiş olduğu röportajdan.

Yine;

Huntington’un bir numaralı ortağı olarak sayabileceğimiz Fukuyama ise kitap hakkında; ‘Alanında çok çarpıçı bir kitap.Günümüzde yaşanan uluslar arası siyasi entrikaları anlamamızı sağlıyor’ diyor.

Medeniyetler Çatışması içeriği,detayları ve reddi hakkında ki birçok bilgiye Wikipedia aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

Ama bu beni sarmaz derseniz derinsular.com’da güzel bir kitap analizi yapılmış.

Eh artık olmadı google’ye bir zahmet ‘medeniyetler çatışması’ yazıverin, tabi benim siteme direk olarak gelmediyseniz…

More than words to show you feel that your love for me is real

Şu an çalışmam gereken bir vizem var ve önümde yaklaşık 32 sayfalık, More than words adlı – why do we communicate diye başlayan bir makale ve slaytlar var. İşte bu konuda google amcama bir danışayım dedim. Google’de more than words diye arattığımda Extreme adlı bir grubun söylemiş olduğu ve efsanelesmiş bir parçayla karşılastım. Benim hoşuma gitti ve şu an yaklaşık 10. kez dinliyorum.Bunun sonucunda bu parçayı sizlerle paylaşmak istedim. Şarkının sözlerini Türkçeye çevirmek isterdim ama bu görevi sevgili sinanata ve  hüseyin mert‘e veriyorum. Artık göstersinler ana dilleri gibi olan ingilizcelerini 🙂

Extreme – more than words lyrics and video

Saying I love you
Is not the words I want to hear from you
It’s not that I want you
Not to say, but if you only knew
How easy it would be to show me how you feel
More than words is all you have to do to make it real
Then you wouldn’t have to say that you love me
Cos I’d already know
What would you do if my heart was torn in two
More than words to show you feel
That your love for me is real
What would you say if I took those words away
Then you couldn’t make things new
Just by saying I love you
More than words
Now I’ve tried to talk to you and make you understand
All you have to do is close your eyes
And just reach out your hands and touch me
Hold me close don’t ever let me go
More than words is all I ever needed you to show
Then you wouldn’t have to say that you love me
Cos I’d already know
What would you do if my heart was torn in two
More than words to show you feel That your love for me is real Okumaya devam et “More than words to show you feel that your love for me is real”

etohumlar İzmir’deydi, biz de ordaydık!

Evet arkadaşlar, bugün İzmir’de yeni medya hakkında bir buluşma vardı. Bu buluşma günler önce etohum.com sitesinde duyurulmuştu. Bende SinanAtan‘ın bana söylemesi sonucunda haber aldım ve bu akşam buluşmaya biraz geç kalsamda katılma fırsatı buldum. İlk tanışma faslını kaçırdığım için, inanın kimler vardı kimler yoktu bilmiyorum. Umarım bir yerden bu konuda bilgi alabilirim. Şimdik etohum nedir, ne değildir diye soranlarınız varsa buyursun tıklasın. Ben kısmi olarakta olsa poje yöneticilerinden Burak Aydemir ile tanışma fırsatı bulma, Sinanın selamını iletme fırsatı buldum. Toplantıda genel olarak, e-ticaretten, web dünyasındaki büyük sitelerin marketing ve pr çalışmalarından, reklam çalışmaları ve gelirleri üzerine konuşuldu. Şimdi ne  olduğu ilerde neler olacağı bu işin gurmeleri tarafından açıklandı. Fikirler alındı. Bir sinerji ve beyin fırtınası oluşturulmaya çalışıldı. Burak hocamın istekli ve cana yakın tavırlarından, bu buluşmaların devamının geleceğinin izlerini aldık, umarım ki öyle olur. Eğer İzmir olmazsa da artık İstanbul’da olduğum vakitlerde oradaki buluşmalara katılmaya çalışacağım. Saygı ve selmlarımızı sunar, tekrardan bekleriz efenim.

Selçuk/Efes/Şirince gezisi

Evet arkadaşlar şimdik size bu haftasonu yaptığım bi gezi kaçamağından küçük anektotlar sunacağım. Bu aralar böyle bi kısmetle gezme fırsatı buluyorum, geçtiğimiz haftada Denizli/pamukkale/karahayıt gezisi yapıp bunu yazamak.com da yazmıştım. İşte bu haftada kısmet oldu 2 yıldır planladığımız Şirince gezimizi yurttaki bazı arkadaşların baskılarına dayanamayıp gerçekleştirdik. Ne diyelim güzel oldu güzel. Böyle bol resimli az yazılı postlar atmak genel olarak bayan arkadaşların özelliği, ama bir kere de biz yapalım, canımız çıkmaz ya. Şimdik efenim; Selçuk/efes ve şirince İzmir il sınırları içinde kalan yerler. Biz normalde Bornova’da yaşıyoruz. Gezimize otogardan başladık. Bornova’dan Selçuk’a gitmek yaklaşık 1 saat sürüyor ve ücreti 8 ytl.İşte otogardan saat 9da Selçuk arabasına bindik. İlk planımız direk Şirince’ye gitmekti ama ben yolda Efes’ede gidelim deyince tüm plan değişti.Gittik söför abimizden biraz bilgi aldık ve o da bizi tasdik etti. Önce Efes sonra Şirince yapma kararı aldık.

İlk durak olarak merkez Selçuk’ta indik, karnımız zil çalıyordu, hemen otogarın karşısında ki Atatürkçü düşünce derneği çay bahçesine oturduk.Yanımızda getirdiğimiz nevale (cevizli börek,gevrek,biskrem) yi çaylarla birlikte bi güzel midemize indirdik, karnımızı doyurduk.

Akabinde ve detayında vira bismillah deyip koyulduk yola Efes’e gitmek için. Selçuk efes arası yaklaşık 3 km. İşte ister minibüs ile ister yürüyerek bu yolu katetmek mümkün ve biz yürümeği seçtik ve kesinlikle pişman değiliz.Çünkü Selçuk’un eski belediye başkanlarından birinin diktirdiği dut ve çınar ağaçlarından oluşan çok güzel bir ağaçlı yolda yaklaşık yarım saat yürüme ve bol bol fotoğraf çektirme fırsatı bulduk.

Okumaya devam et “Selçuk/Efes/Şirince gezisi”

fight for kisses – wilkinson tıraş bıçağı reklamı

Bu reklamı bu hafta marketing communication dersinde izledim,  çok hoşuma gitti, gerçekten güzel bir kampanya jenereği olmuş. Aslında bu reklam  kampayası için hazırlanmış,bir oyunun fragmanı ama ayrıeten wilkinson bunu reklam filmi olarak yayınlamış. İlerde böyle bir oğlum olsun isterim yani…

 

orjinal siteye gitmek için buyrun efenimm..