Kasım 2007 için Arşiv

-an’ın sonbaharı-

Pazartesi, 12 Kasım 2007

      Ne zaman gittin ki yanımdan, ne zaman bıraktın beni sen?

Etrafımın cıvıl cıvıl insan kaynadığı anlarda bile sen yokmuydun yanımda?

En güzel anları, ilk sevişleri, ilk öpüşleri, ilk hüzünleri ,ilk ayrılıkları,ilk ölümleri , bunların getirdiği heyecanları ve buruklukları hep seninle paylaşmadık mı?

Herkesler gitti herkesler bitti. T ek sırdaş sen olmadın mı, gece karanlığında odanın duvarlarıyla konuştuğum? Gitarı her elime alışımda birlikte söylemedik mi en acem aşiran parçaları, gözyaşlarımızla ıslatmadıklarımı senin dizlerinle dolu kağıt parçalarını?

 

İlk defa yürekli ol, adam gibi cevap ver bana; niye beni sana mahkum ettin?

Şimdi gelmişsin bunları dostum, arkadaşım olduğun için yaptığını söylüyorsun.

Gülüyorum ağlanacak halime!

Ve şimdi.

Yine aklımın dumanlandığı anlardayım,

Mevsim sonbahar, ama sanki ben yazdan yeni çıkmadım?

Radyo’da çalan şarkı, bana nispet yaparcasına;

‘Öyle yürekten seviyorsan, aklı başından atacaksın, 

Kimi yanında arıyorsan önce içinde bulacaksın’ diyor … 

‘An’ımın sonbaharında elime aldığım son gülün avuçlarımın içinde bin bir acıyla solup, yapraklarının dağılmasını izliyorum.

Rüzgar bu kadar sert esmek zorunda mı?

atkı - bere örme yarışması…

Pazartesi, 12 Kasım 2007

malumunuz artık kış ha geldi ha gelecek hatta birkaç bölgede kar yağışları ve aşırı soğuklar görülmeye başladı…ve gerçektende izmirde bile olsam burası bile aşırı soğuk.bende burdan yola çıkarak blogta atkı ve bere örme yarışması düzenlemeye karar verdim.yarışmamız şöyle olacak ilgilenen arkadaşlar siyah-gri yada lacivert renklerinde olmak üzere atkı yada bere örecekler bunlarıdada karsı taraf ödetmeli olarak kargoyla bana yollayacaklar…bizde safa yurdu erkek üniversite ögrencileri olarak bu atkı ve bereleri bir güzel kullanıp,kısın soguk ve hasta eden havalarında ısınarak ilerde bu ülkeye hizmet etmek için derslerimizden geri kalmıcaz… tabi ki yarısmanın 1.sine ve tüm katılanlara bir ödül vermek gerekiyor…bu ödülde geleceğin yöneticileri,mühendisleri ve doktorları olarak bizlerden Allah rızası için bol bol dua almak olacak…biliyorum ödül çokta karın doyurucu değil ama ögrenci adamın elindende çok bişey gelmiyor işte… ilgilere duyrulur :)

tahta atın süvarisi.. -sunay akın-

Cumartesi, 10 Kasım 2007

Tahta atın süvarisi
 
Kalamış Parkı’nda kocaman bir sallanan tahta at vardır. Yıllar önce düşlerimi süsleyen bu dev oyuncağın üstüne çıkıp, onu kızakları üstünde sallayan çocukları gördükçe Truva’nın (Troya) yedinci kez yıkılmasına neden olan tahta atı anımsarım: Akhalılar, yıllarca süren kuşatmaya rağmen Truva’yı ele geçiremeyince yardım isterler Tanrılarından. Nuh’a bir gemi yapmasını söyleyenler, insanlarla biraz dalga geçmek istemiş olacaklar ki, bu sefer tahtadan büyük bir at yapılmasını önerirler. Akhalılar da, işi ciddiye alırlar ve savaştan vazgeçmiş gibi yaparak tahta atı armağan olarak bırakırlar. Kapıyı açıp tahta atı surların içine alan Truvalılar, kuşatmadan kurtulmuş olmanın keyfiyle o gece tüm şarapları bitirirler.
Sızdıklarında ise tahta atın içine gizlenen Akhalılar kenti kolayca ele geçirirler.
Tahta atın öyküsünü öğrendiğim günden beri Truvalıların böyle bir hileyi yutmuş olmalarına aklım yatmadı. Kendime bir açıklama buldum: Çocuklar!.. Evet, Truvalılar tahta atı bir oyuncak sanan çocuklarını kıramadılar.

(more…)

halkla ilişkiler uzmanı’nın nitelikleri

Cumartesi, 10 Kasım 2007

bu konuyu birçok sitede yada blogda bulabilirsiniz…ama ben kendi ders notlarımdan aktarcam kaba taslak olarak….buraya ekliceklerimde birçok eksik vardır ama ana hatlarıyla sözlüksel olarak özellikleri bunlardırda gibime geliyor…

1-İletişim yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmak bunun yanında yönetim,organizasyon yeteneği,dürüstlük ve hepsinin üzerinde güçlü bir kişilik ve liderlik özelliklerine sahip olmak gerekmektedir.
 
2-Bu alanda da diğer alanlarda olduğu gibi çağın gerekliliğinin bir sonucu olarak,medya ilişkileri,yatırım ilişkileri,sergiler,kamu olayları gibi konularda uzmanlaşma eğilimi söz konusudur.Ancak işin doğası nedeniyle,halkla ilişkilerin tüm uygulama alanlarında genel bir deneyim ve bilgi birikimine sahip olmak gereklidir.Hatta herkesin uzmanlık alanına sahip olduğu kuruluşlarda olağanüstü durumlarda tüm uygulamalarda faaliyet gösterebilmelidirler. (more…)

sodalı börek…

Cumartesi, 10 Kasım 2007

sodalı börek

uzun süredir böle tarifler vermiyoduk,ama bugün yurtta oda arkadasım nurullah baş’ın yoğun baskılarına dayanamayıp size bir börek tarifi daha çalmaya karar verdim..niye çalmaya derseniz ben bu tarifleri oktay ustanın tariflerinden alıyorum çünkü piyasada yenilebiletisi olan tek tarifleri onda görüyorum..hadi uzatmıcam ama ben bu tarifleri buraya ekliyorum da bi Allah ın kulu erdal sen yurttasın,evinden uzaktasın deyipde bi börek yapıp yollamıyor…ki şu odadaki garipler bi sevinsinler :) tarif asağıda…

(more…)

her gece sen… -ümit yaşar-

Cumartesi, 10 Kasım 2007

benim en cok sevdiğim şairlerin basında ümit yaşar oğuzcan gelir…ben onu lisede okurken bir arkadasımın olan yusuf güleç’in sagyesinde tanıdım ve ilk tanıdığım şiiride milyon kere ayten adlı şiirdi.o zamandan beride her fırsatta canım sıkıldığında okumaya çalısırım kendini sizede tavsiye ederim….

Her Gece Sen
 
 
Her gece sen girersin rüyalarima
Her gece sen…
Paramparça olur uykularim
Karanligin en koyulastigi yerde
Kapinin çalindigini duyarim
Açinca soguk bir rüzgar çarpar yüzüme
Sen yoksun…
Kilitlenir dudaklarim
Gözlerim karanliklarda bosuna arar seni
Sen yoksun…
Yalnizligimi kadehlere doldurup
Tek basima içmeliyim bu gece
Kirmaliyim kitaplari
Evleri atese vermeliyim
Sen yoksun…
Zaman gitgide uzar
Altmis saniye bir dakika
Altmis dakika bir saat
Ve sabahin olmasina daha bes saat var
Beklemek bir çesit ölmektir
Sen yoksun…
Bu bana her gece binlerce ölüm demektir.

(more…)

evlerinin önü boyalı direk…

Cumartesi, 10 Kasım 2007

yav arkadaslar artık duyamayanınız kaldımı,dinlemeyeniniz varmı bilmiyorum ama yaklasık son 1aydır internetin her sayfasında her sitede rahatca görebileceginiz bir cover parca var…bende azcık gitarla ilgilendiğim için böyle seyleri mümkün oldukca takip etmeye calısıyorum ve cover kültürünüde sonuna kadar destekliyorum çünkü gecmişimiz güzel tınılarını günümüze tasıyıp geçmişle güzel bağlantılar kuruyolar..bilmeyenlere eski parcaları tanıtıp sevdiriyolar…işte bu parcada aynı sekilde…ibrahim tatlısesin 70lerde söylediği hatta yanlıs hatırlamıyosam filmini bile cektiği benim cok hosuma giden bir parcadır bu…bilhassa cover halini flamenko-rumba tarzında yapmaları beni dahada mutlu etti çünkü benim gitara basladıgımdan beri ögrenmek istediğim tek gitar calıs sekli…tamam tamam lafı uzatmayıp sizi sıkmayacağım..haydin inleyin gari!!!

eminim ki sizde cok beğenceksiniz…