Archive for Ekim, 2007

İstanbul’un …; Ezan ve Çan Seslerinin Birlikteliği

 İstanbul’un Gerçek Zenginliği; Ezan ve Çan Seslerinin Birlikteliği

arkadaşlar geçen halkla ilişkilerle ilgili sitelerde dolasırken

aret vartanyan adlı bir isme rastladım..

Aret bey gercektende birçok konuda uzman bir kişi kendisi hakkında geniş bilgiye kendi sitesinden ulasabilirsiniz..ama Aret hocamın halkla ilişkiler.com.tr sitesinde yazdıgı dersimiz digital iletişim yazısınıda

sizinle paylamadan edemiyeceğim..(yazı için tıklayın)

Ben  Aret Bey hakkında farklı bir konuya deyincem belkide kendi capımda küçük bir reklam yapıcam… :) işte böyle site site gezerken Aret vartanya’nın kendi sitesine denk geldim ve sayfanın ilk başında çok güzel bir yazı vardı ve yazının başlığı aynen bu konunun başlığıyla aynıdı…yazıyı beğenerek okudum ve ne yalan söyliyim çok beğendim…

İstanbul’da azınlık olmak… Hem benzersiz bir zenginlik, hem de zaman zaman biraz burukluk. Nerelisin dediklerinde yedi sülale İstanbulluyum demekten öyle bir gurur duyuyorum ki… Baba Ermeni, anne Rum, büyükanne Musevi, dede Rus, kuzenler Müslüman olunca renkli ve unutulmaz anılarla yüklü bir çocukluk da kaçınılmaz oluyor. Her yıl onlarca bayram kutlardık. Kiliseden sinagoga, şekerlerle bayram ziyaretlerinden el öpmelere… Üç dine özgü ritüeller, açılan sofralar…

işte bu sözler cok ama cok hosuma gitmişti ve yazıda aynı güzelikte baslayıp devam etmişti benim için…

hocam sizi kendi capımda tebrik ederim…ilerde inşallah meslektaş olacağız en azından ben bunun için çok çalışacağım…

yazının tamamı aşağıda,okursanız pişman olmayacaksınız… Devamını okuyun

SocialTwist Tell-a-Friend

Blogger,bloggerın külüne muhtaçtır…

Evet arkadaşlar;

web dünyasında artık birçok kişinin gerek kendi bilgi ve becerilerini paylaşmak,iş bağlantıları kurabilmek gerek boş zamanlarını değerlendirmek,gerekse güncel konulara değinmek amacıyla yani kısacası elinden geldiğince azda olsa internete takılan diğer nsanlarla ve blogerlarla bir şekilde bilgi paylaşımı yapabilmek için sanal ikamet adresi olarak web blogları var.

Blogların ve bloger’lığın tarihi hakkında pek bir bilgi sahibi olduğum söylenemez ama bana birçok yönden köşe yazarlığı gibi geliyor.Ve dünyada olduğu gibi ülkemizdede bu blog ve bloger’lık merakı her geçen gün çığ gibi büyüyor.Aklımıza gelecek birçok konuyla ilgili yazıp çizen onlarca,yüzlerce,binlerce blog bulmak artık çok kolay.

Bende geçtiğimiz aylarda arkadşlarımın teşviği ve desteği ile blogosfere bir giriş yaptım.
Tabi ki benim bu dünya içine girmemle birlikte bu konuyla ilgili merakım ve incelemelerim büyük bir artış gösterdi.Ve bende acaba farklı neler bulabilirim,daha değişik neler yapabilirim,acaba başka blogta ne var diye blog blog dolaşmaya başladım.
İşte o zaman blogosferin bir leb’i derya olduğunu daha iyi anladım.

Şimdi bu konularla ilgili nacizane birkaç şey yazmak istiyorum umarım beğenirsiniz…

1- Ev alma blog al,bloger dostların olsun…

Arkadaşlar içinizde hiç ben bu aleme girdimde yeni ve güzel insanlarla tanışmadım diyen varmı???Eğer varsa onun için gerçekten üzülürüm,belkide Türk insanın sıcak kanlılığından ve paylaşım isteğinden olsa gerek blogosferde çok sevecen ve sıcak kanlı insanlarla tanışmamak elde değil.Öyle ki blog yazmaya başladığınız ilk zamanlarda sizden daha önceki dönemde blog yazmaya başlayan ve azcık meşhur olan bir blogerın gelip sizin blogunuza yorum atması sizi ne kadar mutlu ediyor, size verdiği tavsiyeler sizi ne kadar motive ediyor. Mesela beni bu konuda ençok destekleyen Sinan Ata’dır.Sinan sağyesinde birçok güzel insanla tanışmışımdır. Ama damacana.org adlı blogun blogerının adının Erdal olması ve bana ‘adaş blogun hayırlı olsun,umarım her geçen gün dahada ileri gidersin’ diye bir yorum atması farklı birşeydir.

Devamını okuyun

SocialTwist Tell-a-Friend

1musibet 1000nasihat’ten evveldir…

arkadaşlar böyle bir başlık altında ne anlatılabilir ki insana dimi…benim size akıl vercek kadar ne bilgim ne tecrübem nede baska bişeyim var… ama asagıya 2tane ayrı küçük hikaye gibi seyler yazcam ve sizlerden bunlardan cıkarılacak yada cıkarılabilecek dersleri isticem…bakalım neler anlıcaz yada neler anlayamıcaz :) bu aralar cok canım sıkılıyo zaten önümüzdeki 3günde yurttayım bakalım net olursa blogla ugrasma imkanı bulurum …

1-Bir kuş soğuk bir kış gününde yiyecek bulabilmek için kanat çırpıp duruyormuş,hava o kadar soğukmuş ki küçük kuşun kanatları donmuş ve kuşcagız karın üstüne düsüvermiş.kuş çaresiz bir şekilde karın üstünde ölümü beklerken ordan geçen bir inek kuşun üstüne pislemiş,kuş o kadar sinirlenmişki,kanatları donmuş olmasa neredyese ineği dövecekmiş,ama birde bakmışki pisligin sıcaklığı ile kanatları cözülüvermiş,kuş buna o kadar cok sevinmiş ve yüksek sesle ötmeye başlamış,ve oradan geçen bir kedide bu sesi duyup gelip kediyi pisligin içinden çıkarmış,ama kuş tam kediye tessekkür edecekken,kedi kuşu yeyivermiş.Demekki neymiş??? :)

a)her üstüne yapanı düşman sanma,

b)seni her pislikten cıkaranı dostun sanma,

c)en önemlisi pisligin içindeyken mutluysan ses çıkarma…

şimdi gelelim 2.kıssaya bakalım… Devamını okuyun

SocialTwist Tell-a-Friend

bunları nasıl unutuyoruz,yoksa bilmiyormuyuz…

geçen gün arkadaşımdan gelen bir  maili hiç değiştirmeden olduğu gibi bloguma eklemek istedim..

adsiz1.JPG

Birinci Dünya Savaşı’nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır’ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı’na hapsedildi.Kampın tam adı, ‘Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı’ idi. Bu kampta, 1918′de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen’in 48. Alayı’na baglı Osmanlı askerleri tutuluyordu. Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi… Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler’in işine gelmiyordu. Cünkü, olasi yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti. Çözüm toplu katliamdı… Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı… Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahset, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM’de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır’da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması icin TBMM’nin teşebbüse geçmesini istediler. Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu gitti. Ama onlar unutmuyorlar…

12Haziran 1920′ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, agır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar.

 

 

ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DIYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.

SocialTwist Tell-a-Friend

aşk hiç biter mi???

bir çok insanın aklına bıkmadan üsenmeden takılın garip bu sorudur bu…bugünlerde benimde aklıma takıldı…bu soruyu aklıma takanda ezginin günlügü grubunun aşk bitti adlı şarkısı..asıl benim dilime takılan sarkıydı…peki gençler sizcede aşk hiç biter mi???ben cevap bulamadım yardımlarınıza ihtiyacım var ama ögrenci adamın neyine dimi böyle seyler :)

 

işte dilime takılan şarkı bu sözleride aşağıda yazıyor;

Aşk bitti
Elimden sanki minik bir balık kayıp gitti

Aşk bitti
İçimden sanki bir şeyler kopup gitti
Aşk hiç biter mi
Hiç bir şey olmamış gibi
Boşlukta kaybolup gider mi
Aşk hiç biter mi

Kalır adımızla
Bir sokak duvarında
Bir ağaç kabuğunda
Bir takvim kenarında
Kalır bir çiçekte
Bir defter arasında
Bir tırnak yarasında
Bir dolmuş sırasında
Kalır bir odada
Bir yastık oyasında
Bir mum ışığında
Bir yer yatağında
Aşk hiç biter mi

Kalır dilimizde
Yinelenen bir şarkıda
Bir okul çıkışında
Bir çocuk bakışında
Kalır bir kitapta
Bir masal perisinde
Bir hasta odasında
Bir gece yarısında
Kalır bir durakta
Yırtık bir afişte
Buruk bir gülüşte
Dağılmış yürüyüşte
Aşk hiç biter mi

Kalır bir sokakta
Bir genel telefonda
Bir soru yanıtında
Bir komşu suratında
Kalır bir pazarda
Bir kahve kokusunda
Bir tavşan niyetinde
Bir çorap fiyatında
Kalır bir yosunda
Bir deniz kıyısında
Bir martı kanadında
Bir vapur bacasında
Aşk hiç biter mi

aşkı bir vapur bacasından devam ettirmek acep nasıl olsa gerek…

SocialTwist Tell-a-Friend

70 milyon demek, TEK BİR yürek demek..

son zamanlarda muhakkak tv de turkcell’in son reklamı olan milli takıma tam destek reklamını izlemissinizdir.şuanda tüm reklam aralarında tüm kanallarda yayınlanan bir reklam nerdeyse…biz türk milleti olarak duygusal özelliklerimiz ağır basan,halen bu kadar bozulmamıza ragmen aile bağları,kültür bağları,sosyal türklük bağları devam eden bir milletiz…turkcell firmasına karsıda piyasaya ilk girmesinden dolayı ve adında türk kelimesi gecmesinden dolayı ayrı bir bağımız var.

ör;bircogumuz avea,telsim kullanmamıza ragmen ikincil bir numara olarak kullanmasak dahi bir turkcell numarası vardır..

Devamını okuyun

SocialTwist Tell-a-Friend

adını ‘elveda’ koydum…

biraz sonra ekleyeceğim cümleler bana bir mesaj yoluyla geldi,gönderen kişinin bendeki değeri ve önemi çok farklıdır,ben mısralar diyeceğim,sanırsam kendisine ait,benim gerçekten hoşuma gitti,umarım sizlerinde hoşuna gider.attığım başlık bana ait,mesajda bir başlık yoktu,gecenin 3ünde beğenerek ve şaşkınlıkla okudum.Ondan herhangi bir mesaj zaten bekliyodum,O arada bir böyle mesajlar atarak hala var olduğunu gösterir bana,O da beni yanıltmadı yine.

teşekkürler…

….

Camii nin şerefelerine kocaman ELVEDA yazmışlar.Sanki ciğerlerime doldurduğum,canımı yakan son nefesimi verip dünya’ya el sallıyomusum gibi,Sanki bir anda tüm ışıklar sönecek,rüzgar duracak,etraf zifiri sessizliğe bürünecekmiş gibi,Sanki yarım kalmışlıklarla dolu,minik bir tebessümle göz kapaklarım ağır ağır kapanıyormuş gibi,Sanki içimden kopan kıvılcımların dışa yansımasıyla bir hafif titreme,

bir küçük kıpırtıyla koyu,göz ve hayat perdelerim kapanacakmış gibi…

Hayat oyunu,ısık,ses,set,final vee perde…

Gecici derin bir hüzünle salon boşaltılır,

OYUN TARİH’E OYUNCU TOPRAĞA GÖMÜLÜR… :(

SocialTwist Tell-a-Friend

sensizim…

ne olur gitme,

gerekiyorsa sana ardımda kocaman bir sevda bırakarak,

bırak ben gideyim,

ne olur gitme,

her yanı gözyaşlarımla yıkanmış,

tertemiz sevdamın içindesin,

ne olur gitme,

gidersen bana değil ona haksızlık edersin…

ama sen bilirsin,bunca şeyin üstüne gitmek istiyorsan artık bende dur demeyeceğim sana,ardından  tekrar dönmen için bir taş su dökmeyeceğim çünkü eğer gidiyorsan bir daha dönmemelisin bana,bir daha kırmamalısın beni,asla girmemelisin bu gereksiz adamın tasıdığı ve kalp denen EN GÜZEL yere…

yine saçlamalama anlarımdayım,birçok çelişkinin keşistiği noktaların en dik açısındayım,

üzgünüm,yorgunum,yalnızım,en önemlisi SENSİZİM…

SocialTwist Tell-a-Friend

DESTEKLEYENLER

DESTEKLİYORUM