fatih sultan mehmet han’ın ‘avni’ mahlası ile yazdığı bir-iki beyit eklicem buraya.başka bir yazarımız bu beyitler için şu açıklamayı yapmış;Zamanla dil eskiyor, nazım şekilleri pörsüyor, düşünceler, inanışlar parlaklığını kaybediyor. . Ama içten duygulardır ki dipdiri duruyor, Fatih Sultan Mehmed’in işte bu içten duyguları gibi. işte beyitler….;
…
Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana
Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana
(Sevgili!) İçimdeki dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve (sırlar) sana aşikâr olurdu.
..
Mesned-i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pâymâl
Mûr hâlin nice arz ede Süleyman’ım sana
Sen güzellik tahtında (oturuyorsun): bense yolunun toprağında pâymâl (ayaklar altında) kalmışım. Hâl bu iken a Süleyman’ım, sana bir karınca (denli âciz olan) durumumu nasıl arz edeyim? ‘ Divân edebiyatında Süleyman ihtişâmı; karınca da acziyet ve zayıflığı temsil ettiği için şair de kendini karınca; sevgilisini Süleyman olarak nitelendirmiştir.’
(more…)