02 Ağustos 2007 için Arşiv

şeyh edibali’nin osman bey’e nasihatı.

Perşembe, 02 Ağustos 2007

şeyh edibalı osmanlı devletinin kuruluş dönemlerinde en büyük din ve bilge adamlarından biri..osmanlı devletinin kurulusunda maddi manevi çok büyük katkıları var. aynı zamanda osmanlı devletinin kurucusu osman beyin hanımı malhune hatun(osman beyin verdiği isim: zümrüt’ü anka)’un babası yani osman beyin kayınpederi oluyor kendisi.osmanlı devletinin kurulusu esnasında seyh edibali osman beye bazı nasihatlerde bulunur bu metinde,tabi benim aşağıda verdiğim metin tam olarak orjinal değil.ama bu halile bile bu nasihatlerden herkes bazı dersler yada fikirler çıkartabilir,beğenmeniz dileklerimle.


OĞUL;
İnsanlar Vardır, Şafak Vaktinde Doğar, Akşam Ezanında Ölürler.Avun Oğlum Avun.
Güçlüsün, Kuvvetlisin, Akıllısın, Kelamsın.

Ama;
Bunları Nerede, Nasıl Kullanacağını Bilmezsen Sabah Rüzgarında
Savrulur Gidersin. Öfken Ve Nefsin Bir Olup Aklını Yener.
Daima Sabırlı, Sebatlı Ve İradene Sahip Olasın. Dünya Senin Gözlerinin
Gördüğü Gibi Büyük Değildir. Bütün Fethedilmemiş Gizemler, Bilinmeyenler,
Görülmeyenler Ancak Senin Fazilet Ve Erdemlerinle Gün Işığına Çıkacaktır.

Ananı, Atanı Say, Bereket Büyüklerle Beraberdir.

Bu Dünyada İnancını Kaybedersen Yeşilken Çorak Olur, Çöllere Dönersin.

Açık Sözlü Ol. Her Sözü Üstüne Alma. Gördün Söyleme, Bildin Bilme.

Sevdiğin Yere Sık Sık Gidip Gelme, Kalkar Muhabbetin İtibar Olmaz.

Üç Kişiye Acı;
Cahiller Arasındaki Alime,
Zenginken Fakir Düşene,
Hatırlı İken İtibarını Kaybedene,
Unutma Ki! Yüksekte Yer Tutanlar Aşağıdakiler Kadar Emniyette Değildir.

Haklı Olduğunda Mücadeleden Korkma.

Bilesin Ki Atın İyisine Doru Yiğidin İyisine Deli Derler…
ŞEYH EDİBALİ

incinmiş kalpler vakfı!!!

Perşembe, 02 Ağustos 2007

Gidilen mesafelerin geriye öksüz bir çığ yangını bırakacağını bilmeden yürüdü yüreğim,yarımdım…… soluksuz beklenilen vuslat sevinçlerin gamzeleri görmeden ölüşüne şahitti,hüznü katmerleten şehir usul usul akardı eşiğime,aynasında bakışını güneşe yas’layan yüzüm görünenin ardındaki yaşamıma tükenen bir insan portresi gibi düştü…elma şekerine toprak bulanmış bir çocuk gibi her daim topraklara doydu açlığım,eylül sırtına ağır bir yüktü mevsimin,katran bir ağlayış oldu cam önleri bekleyişim,beyazdan ürktüm,nefesime gün ışığı deyse ölürüm!…

Düşümde kurtlanan bi varlığın doğrulamayışı sayfalarıma aksi bir sureti tezyin etti,sevgi ve nefret aynı annenin çocuklarıydı,zaman birinin eksikliğinde diğerine ucube bir kardeşlik bırakırdı… bulutların alnında tutunamadan kaydı yağmurlar,şehrin üstüne ölü toprağı serpildi ve her yanı cenaze koktu sokakların…

yüzümün uzakalarında olan içime cüzzam karanlıklar yetirirdi,adımda asılı kaldı hüzün,boğunç bi sevinç nakaratlandı dilime,serkeşti kalemim,namluya sözü sürüp aşka meydan okudu,bu kalp aşka taarruzda adına yenik düştü sevgili,hezimetlerdeyim.ben geldim “hoşgeldin nefesim” demeyi unuttu mu dilin….

Şarkılar hüzün miraslı notalar devraldı bu şehirden,hüsran arkanı dönüp bakmadığında savaş ertesi sahneler çizerdi,bunca koşuşturma terkinin es’lerinde diz üstü çöktü…

sandığımdaki kırık hatıralarım sızdı soluğuma,masalındaki susa cenk tutan kahramandım ben,incinmiş kalpler vakfına mı gitti emeğim neden acının zindanlarında duvarları kemirir oldu düşlerim… bu içime düşen boş tangırtılardı sesimde duyulan,titreyen ellerimdi yoksoğuna,boşluğunda sıtmalı bir çocuktu istanbul,her gece titrer oldu biçare d/üşüme…

Düş yorgunu yolculuklardan geldim,amacımda rotası belirsiz fırtınalar,ölümün yan komşuma gelişini kıskandım,deliliğe meyleden aklım fütursuzca sapladı kalemi ciğerime,gecelerime kül serpen bir yalnızlığın avuçlarına döküldü yaşlarım,dilime dolanan dikenli tellerden kanarcasına kurtulmaktı “sen” deyişim…

şeytan günahı tazeliklerde İbrahimi ateşlere kurban oldum,adımda saklı cana büktüm boynumu,sözümde devrildikçe ardına Hiroşima vari İstanbullar kustum,çatlak bir kalemden tutup tükenişin odalarına kapadım kendimi,her güne kırık kanatlı harfler bıraktım,ölüme bak da anla suretimi!……

(notalone tarafından yazılmıştır)