30 Temmuz 2007 için Arşiv

kahraman tazeoğlu

Pazartesi, 30 Temmuz 2007

kahraman tazeoglu–ahmet selim–hemen gitme

Hemen gitme..
Unutmuşum aşkta söylenenleri.
Nasılsın’ı bile bir başkaydı.
Hemen gitme.
Böyle tenhalaşmışımya.
Durup halini hatrını soruyorum gölgemin.
Sanki yüzgöz olmuşum hüzünlerle.
Kalbim diyorum ellerim çıkıp geliyor.
Kovamıyorumda.
Hemen gitme.
Sana bir yaprak kadar solgunum desem, rüzgar çeler aklımı.
Dallanıp budaklanır içimdeki boşluk.
Bahara karın tokluğuna gelen ağaçlar gibi olurum.
Hemen gitme bu kente bir sokak daha gelse.
Söyle kim arar seni.
Kırılır gülümsemelerin bir bir içime düşer ve
Bir gülü uyandırıp uygarlığından kırmızlığı ne kadar
Kim götürür seni.
Ahh neydiki suçum. Gençliğimi ve terketmelerini kayırmaktan başka.
Alıp başını gidiyorsun benden.
Hemen gitme.
Sana diyorum bi ağlasam, üşüsem derin bir kuyu gibi.
Omuzlarından başlayıp yıkılsam önüne.
Utanır sevinçlerim insan içine çıkamayan toprak gibi olur.
Hemen gitme.
Anla beni ben bu yalnızlıkla geçinemem.
Geçinemem terkedilmiş bir yürekle.
Ama yinede sen sen herşeysin işte.
Hayata açılan pencerem.
Sevinçlerimi büyüten odalarım.
Hemen gitme.
Terkedilmiş evler gibi olurum.
Hemen gitme..

kahraman tazeoğlu –seni içimden terkediyorum

—————————–
kahraman tazeoğlu–neslihan —araz

“Yalnizim çünkü sen varsin”

“gel” desen gelirdim
gittigin uzakta bendim
dag gibi bir ihanetten düstüm
bu kendime son gelisim

ölümbaz öpüsler kusuyorum ceplerime
kendimi suçüstü yakaliyorum
ve kentsizligimin isimsizligini
Araz’a uyak düsüyorum
gözlerime senden düsler sürüyorum
islak bileklerim kan bayramina yatiyor
bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
sonra bir duraga yaslaniyorum
sonra bir kente
ve sen gidiyorsun
ben kaniyorum
diyorlar ki “kendini dinleme hiçbir sey söylemiyorsun”
oysa “gel” desen gelirdim biliyorsun

yorgun Haliç’e biraz inat
biraz ihanet birakiyorum
ellerinden bir tedirginligi bir tehdidi avuçluyorum
aklima düsüyorsun
düsüyorum
düsünce
üsüyorum
azgin hüzünlerle körlügüme göçüyorum
ayriligin saati kaç geçiyor bilmiyorum
yalanlarimla bir hiçlikteyim
beni içinden kaç

bu kentte her yagmur kendini aglar
aklima düssen yalnizlik oluyorum
agzimdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
nerde kimi üsüyorsun
artik kendini yakan bir atesim
kendimize birbirimizden düsler yapamiyoruz
simdi bos duraklara yaslaniyorum
bos kentlere
oysa “gel” desen gelecektim

gün düslerime dönüslerimde
bakisin içiyor beni gözlerimden
gövdemi düsürüyorum güz yavrusu duraklara
uzakligina uzaniyorum
sevdigin sonbahar geçiyor üstümden
ama artik hiçbir gögü içmiyorsun dudaklarimdan
yikiliyorum sarkilara
“kimseler biliyor”
yalnizlik dostumdu
simdi korkum oluyor
oysa “gel” desen gelecektim

artik her sey kimiltisiz bir geceye dönüsüyor
güz artigi saçlarimda oynasan sensizlik
göz karana yenik düsüyor en korkak yanlarimdan
kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
göbek çukurumda sobelere karanlik uyutuyorum
düs saticisi ispiyoncu bir ihtiyarin insafina kaliyorum
uysal yalnizliklar satin aliyorum
gülüsümle ödeyerek
ve içimde yalanci bir katil tasiyorum
yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarima
cüzamli ruhlar cehennemine gidiyorum ben
kirli sözlerimi temize çekme
oysa “gel” desen gelecektim

gözlerim ihanete ihbar tasiyor
kuskulu bir cinayeti fisildiyor kaslarina
sözü namluna sürmelisin simdi
en yarali yanimdan vurmalisin beni
çünkü uçmak düsmeyi göze almaktir

avlunda biraktigim az kullanilmis intiharlari deniyorum
ne vakit nikotinli ellerinden yola çiksam
sususuna kan döküyor gözlerim
sen gözüne çig kaçti saniyorsun
oysa bilmelisin Araz’im
kimsenin içi görünmez
ve hiç bulamadiklarini
asla yitiremezsin
bak simdi aramizda sessiz kaliyor
söylenecek bütün sözler

her sabah aksam oluyorsun
alnindan ellerine damliyorsun
yüzündeki yagmurla iniyorsun kente
içine dert oluyorsun kentin
disina yagmur
yüreginde dagiliyor kristal sehirler
duvarlarin kan öksürüyor
ve sen
baskalarinin gözlerini
yüzümde aramamayi ögreniyorsun
beni bir duraga yasliyorsun
beni bir kente
gidiyorsun
oysa “gel” desen gelecektim

susmak en inatçisi olmaktir yalnizligin
en susmakta neydi öyle
sen en dinlerken
biliyorum Araz’im
insan kendini bulmamali, hep aramali
gittigin yerden basliyorum öyleyse
gece cinnetlerimi de alip yanima

denize bakmayi bilmeyenler
bir gün mutlaka bogulur
iste bundandir gözlerinden kaçislarim

siz hiç yar saçinin bir telinden kendinize gurbet yaptiniz mi

ben simdi gurbetim
içimde tasiyorum
heba olsa da senlerce yilim
oysa “gel” desen gelecektim

ömrümden düsürdügüm sol anahtarlarina takiliyorum hep
ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
sairler ölüdür derler
inanmiyorum

en karanlik ceketimi giyiyordum
isiga kördüm çünkü
simdi ise günese ilerliyorum
dirilmek için

kimligi paslaniyor eski bir anarsistin
gecenin kör gözünden utaniyorum
hadi bana en militan kelimelerle saldir
batir içime cümlelerini
beyhude bir dehset birak
hak ediyorum

gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep siziyor içime
can kaybindan ölüyorum
cenazemde namaz kilacagim
zan altindayim
yalanima inaniyorum

yorgun söylentiler kaniyor solgun yaralarimdan
kirilir mi bilmem hüznümde tasidigim kin
kinim kendime
sususum sana
küsüsüm tüm dünyaya

üstü kalsin ihanetimin
“gel” desen gelecektim

yine bir tren geçiyor içimden
sen kesiliyorum gülüsümün karsiligi
saçlarin bir rüzgarin öyküsünü tasiyor
görmüyorum söylemiyorsun kiriliyorum
hiçligimin etleri yolunuyor sizofrenik bir gecede
sana bir öykü çikariyorum agzimdan
süsle beni ey ask
geçtigin yerleri öpüyorum

yarisi yanik bir askin küllerini tasiyorum
dislerindeki nikotin tadi terkimde
sirenler ve ates hatlari içip
sesini peydahliyorum kendimden ve kentimden
islak ceplerimi buluyorum el yordamiyla
yasadisiyim
tutukla beni gözlerimden

kalemim bitti yitirdi siirini suur
öldü kanimdaki mürekkep baligi
solumdaki sise intihar etti intiharlar
bir aski kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
yasamak için geç bir zaman
ölmek için ise erken

çok davullu bir senfoni sürçüyor
dikis tutmaz ayriligimda
kirpiginden yapilma bir daragacina
geceyi asiyorum
yoksun
bu yagmurlar islatmiyor beni
bir duraga yaslaniyorum sensiz
gidisinin en sessiz harfinden yirtiliyorum
“gel” desen gelecektim oysa

kulaklarimdan bordo denizler dökülüyor
simdi herkes biraz sen biraz aci
gögsümde bir vagon
gizli sözler batiyor
firtinalar çikiyor üstüme

sakagimda
intihar acemisi bir sairin
delilik provalari
arkandan uluyan kapilardan
söküyorum kokunu
yoklugunu kokluyorum
yoklugunu yokluyorum

çöz gözlerimi senden hadi
ücranda yak bakisimi
gözlerine bekçi sevdam
dünden ve senden kalmayim

içine her düsen
kendi kesfi saniyor seni
oysa sen
melekleri bile kiskandiracak kadar kendinsin
ve kendini acitmak istiyorsun
ama güller kendine batamaz
bilmiyor musun
“gel” mi diyorsun

herkes kendi gördügüne bakar
peki hayatin rüzgarinda kime yelkeniz
kipirdamadan duramayiz bir ask boyu
hadi en kanadigimiz yerden susalim
“gel” desen gelirdim
“git” dedin ve gittin

Aska…
Rüzgara…
Ayriliga…
Zamana…

eyvallah…

Ebru sanatı

Pazartesi, 30 Temmuz 2007

 EBRU NEDİR?          

Yoğunlaştırılmış su üzerine toprak ve toz boyalarla resim yapma   sanatıdır. En eski süsleme sanatlarımızdandır. İçinizdeki fırtınaların, sevinçlerin, aşkların suya yansımasıdır ebru…Su ve siz…Büyük bir aşkla atılan her boya damlası sizin gülümsemeniz yada gözyaşınızdır…..           

Ebru tarihçesi:  Zamanla Ebru olarak anılan bu sanatın kelime kökeni Farsça Ebri: bulut bulutumsu, Çağatayca: Ab-ru : su yüzü ‘ den geldiği bilinmektedir. Türkistan’ da doğan bu sanatın başlangıcının 9. y.y olduğu sanılmaktadır. Fakat elimizde tam bir belge niteliği taşıyan bilgi bulunmaktadır.1447 yılına ait olduğu söylenen en eski ebrunun Topkapı sarayında olduğu söylenmektedir. Fakat şu an o ebruya ulaşılamadığı için elimizde bulunan en eski ebru Topkapı Sarayın’da ki 1554 yılına ait olan ebrudur diyebilmekteyiz.           Osmanlı imparatorluğunda Enderun mekteplerinde saray için üretilen ebru saray dışına taşıp buradan da Anadolu’ya yayılmıştır.Doğal malzemelerle çalışılmaktadır.Gül dalı ve at kılından fırça, bitki zamkından suyun yoğunluğunu arttırmak için kitre , boyaları su yüzeyinde tutabilmek için öd , boya olarak da toprak, pigmen ve oksit boylar  kullanılmaktadır.Çok taşlı ve pis olmayan beğendiğimiz herhangi bir renk toprak ile boyalarımızı kendimiz elde edebiliriz.Göreme’nin beyaz ve kirli beyaz, Sivas’ın koyu kahverengi, Kütahya’nın aşı boyası(kırmızı toprak) gibi. Bu nedenle, doğanın tüm güzelliklerinden yaralanarak ebru sanatını icra etmek mümkün olabilmektedir.           Osmanlılar döneminde  devlet belgeleri ve resmi yazışmalarda zemin olarak kullanılmıştır. Bu ise ebrunun bir eşi daha olmayan desenlerinden yola çıkılarak tahrifatı önlemek amacıyla yapılmıştır.  Yazı pervazlarının süslemesinde, kitap ciltlerinin iç kapağı olarak kullanılan ve hat çalışmaları için zemin oluşturan ebru sanatının, avrupalı seyyahlar tarafından keşfedildikten sonra değeri iyice anlaşılmıştır            Avrupalılar, ebru kağıdının üzerinde, mermerlerde bulunan damarların yer almış olmasından dolayı bu kağıda “mermer kağıdı”; Araplar ise damarlı kağıt anlamına gelen “Varaku’l mücezza” demektedir.  Ruha huzur veren ve sabırlı olmayı öğreten bir sanattır ebru.  Sinir hastaları ve özürlü çocuklar üzerinde yarattığı olumlu etkiler ortadadır. Sakinleştirici etkisi ile sinir sistemini düzenlemekte ve su ile ilgilenmeyi zaten seven çocuklarda ise, renklerin birbirleri ile dansı, onları mutlu kılmaktadır.Bir çiçeği bile yapabilmek için, hareketleri düzene soktukları ve geliştirdikleri bir gerçektir. 

KULLANILAN MALZEMELER:TEKNE:

Ebru yapılacak kağıttan 1-2 cm daha büyük olmalıdır.Galvaniz yada çelikten yapılmalıdır. KİTRE:Suya kıvam ve yapışkanlık vermek için kullanılır. Beyaz olanı tercih edilir. Genel olarak İç ve Doğu Anadolu bölgelerinde yetişen geven otunun çizilmesiyle elde edilen sıvının kurumuş hali kullanılır. Salep,keten tohumu,ayva çekirdeği de kullanılır fakat genel olarak kullanılan ve rahatça bulunan kitre geven bitkisinin kurumuş haldeki zamkıdır. Hatta şimdilerde bu küçük parçacıklar  halinde olan kitre toz haline getirilmiş halde satılmaktadır.

Kitrenin Hazırlanması:
7 lt. suya 50 gr. kitre konur ve bir gece boyunca şişmesi beklenir,ertesi gün sıkılarak naylon çoraptan geçirilir.Çorabın içinde erimemiş kitre parçacıkları ve çöpler kalır. Kitre iyice eriyene kadar bu sıkma işlemine 2-3 defa devam edilir ve son olarak hiç sıkmadan çoraptaki kitre tekneye süzülür. Kitrenin kıvamı çok önemlidir. Kitre içinde gezdirilen çubuğun izi ,çubuk çıkarıldığında ne öne doğru devam etmeli nede geriye doğru gitmelidir. Hazırlanan kitrenin fazlası buzdolabında  1 ay saklanabilir. Eğer kitre kötü kokmaya  başlarsa bozulmuş demektir. Kitre ne kadar kirlenirse o kadar iyi kıvama gelmiş demektir.

ÖD:Ebrunun asıl sihiri öd’de saklıdır. Öd  boyanın dibe çökmesine mani olunur,boyaların birbirine karışmasını engeller. Mezbahadan alınan sığır ödü; bir metal kap içine konur. Bu metal kapta içinde su kaynayan bir başka kabın içine konur. 20-30 dk. sonra oluşan kan ve köpük temizlenerek öd bir kavanoza alınarak soğutulur. Ve bir damlalıklar boyalara konur. Çok açılmasını istediğimiz boyalara bol öd damlatılır. Kalkan balığı ödüde farklı bir hoşluk vermektedir boyaya. Eskiden öd olarak tütün yaprağı suyuda kullanılırmış.

BOYALAR:Suda erimeyen ,asit ve kazein içermeyen,ışıktan etkilenmeyen doğal boyalar kullanılır. Sadece oksit , pigment ve toprak boyalar kullanılmaktadır. Memleketimizde çok çeşitli renkte toprak bulunmaktadır ve bu bizler için büyük bir şanstır. Eğer renkli toprak elde etmişsek bu toprak suya konur iyice karıştırılır ve süzülür. Bir kaba süzülen toprak tekrar 5-6 dk. karıştırılır.Ve tekrar kaba süzülür. Dinlenmeye bırakılan toprak iyice çöktükten sonra üzerindeki fazla su atılır ve topraktan elde ettiğimiz boya hazır hale gelir. Satın aldığımız boyalar ise 50×50 cm. boyutunda bir mermer yada cam yüzey üzerine 2-3 tatlı kaşığı konur. Ortası havuz haline getirilerek ortasına su konur ve boyalar 5’er dk. süreyle 4 kere 8 şekli çizilerek ezilir ve anakaba alınır.

FIRÇA: Atkılından ve gül dalından yapılır. Gül dalı hem hafifliği hemde küflenmediği için ,at kılı ise boyaları emmediği için tercih edilir.

DESTESENG: Boyayı ezmeye yarayan,tutumu kolay özel şekilde yapılmış mermer.

SU: Eskilerde yağmur suyu kullanılırmış fakat asit yağmurları ve hava kirliliği nedeniyle artık sadece damıtılmış içme suyu kullanılmakta.

DİĞER MALZEMELER: 50cmx50cm boyutunda boya ezmek için mermer, teknedeki boyalara şekil vermek için inceli kalınlı metal çubuklar(bizler), bir tahta üzerine belli aralıklarla sıralanmış metal tellerden oluşan taraklar, ezilen boyaları toplamak için spatula, boyaları koyacağımız ana kaplar, ödlü boyayı muhafaza etmek için daha küçük kaplar, emici nitelikteki kağıt. 

EBRU TÜRLERİ : 

 

  • Battal ebru : Su üzerine serpilen boyalara hiçbir müdahale olmaksızın yapılan ebru
  • Gelgit ebru : Battal ebrudan sonra önce enlemesine boydan boya, daha sonra yukarıdan aşağıya çizgiler çekildiğinde elden edilen ebru
  • Şal ebru : Gelgit ebrudan sonra çapraz çizgiler çekilerek elde edilen ebru
  • Somaki ebru
  • Taraklı ebru
  • Bülbül Yuvası
  • Çiçekli ebru
  • Hafif ebru
  • Koltuk ebrusu
  • Hatip ebrusu
  • Yazılı ebru :
  • Akkase ebru : “Akkase” (عاكسه), “yansıma” veya “kalıp” manesidir. “Aks” (عكس) “negatif” Arapca dilde asli ve şimdi Farscadan Türkce’ye geldi. Bir oyma kağıti kalıp veya Arap zamkı kullanılarak ebrunun figür ya da yazı şeklinde kapatılan yerlerinin ebru almaması sağlanarak yapılan figüretif ebru türü.
  • Kumlu ebru : Yüzey gerilimi düşük bir teknede, sürekli aynı noktaya boya amlatarak yapılan ebru çeşidi.
  • Neftli ebru : Battal ebru türünde tekneye atılan son boyanın içine neft katılarak yapılan ebru çeşidi.


Erdal ERDOGDU sizin için ne ifade ediyor???

Pazartesi, 30 Temmuz 2007

Evet arkadaşlar Erdal ERDOGDU sizin için ne ifade ediyor??? bunu merak ettim..hadi beni bana anlatın:) Bu konuda 2yıl boyunca aynı okulda okuğum arkadaşlarımın bazıları  bakalım neler demişler;

• Erkek yurdunda en çok saygı duyduğum ve çekindiğim insan. Gitarınla bizi neşelendirdin. Hele de sohbetine doyum olmuyor. Ah bir de şu sivri dilin olmasa ama neyse biz seni böyle de kabullendik zaten. Kader BOZBAY 

—–
• Şu dünyada hiç kimseden etkilenmediğim kadar etkilendiğim insan, bir insanın sahip olabileceği en iyi dost, toprağım, can kardeşim Erdal için doğru cümleleri bulmak çok zor. Ayrılık geliyor aklıma her ne kadar ayrılmayacak olsak da. Hüzün kaplıyor içimi, onunla kardeş olmanın verdiği gururun yanında. Ürperiyorum gurur ve şaşkınlıkla, insanlara güvenmeyen beni nasıl kendine bu kadar güvendirebildi, ben hiçbir şeye bulaşmamaya çalışırken nasıl beni bu kadar çok işe bulaştırdı, iç dünyamdaki boşluğu nasıl doldurdu bir anda, inanmadığım her şeye nasıl ispat oldu.Sen benim tanıdığım en iyi insansın Erdal. Bir gün birisi sormuştu “Erdal’ın hiç mi yaptığı günah olan bir şey yok” diye. O an kalmıştım. Ve “ben hiç görmedim” diyebildim sadece. İlerlediğin yolda kendinle ne kadar gurur duysan azdır bence.Kardeşim. Sen ve ben daha çok iş yapacağız. Bizim için okuldan ayrılmak bitiş değil başlangıç. Bunu asla unutma.  Doğan BALCAN 

—-
• İyi ki varsın Erdal, Mevlam iyi ki seni karşımıza çıkardı.Bu okulun bana kattığı ve götürdüğü şeyler vardı ,ama sen kattığı şeylerin başında geliyorsun. Bir kere çok iyisin,adam gibisin.Canımızsın, Erdalımızsın.Bir tane daha yok senden.Bir sen varmışsın, onu da Mevlam bizim yanımıza yolladı.Artık bu da iyi mi kötü mü bilemiyorum :) Çok seviyoz seni.Ama keşke bu kadar sevdirmeseydin kendini. Ayrılması çok zor olucak:( Alah yolunu her daim açık etsin.Yüreğindeki Allah aşkı ve insan sevgisi hiç eksilmesin. Zeynep ÇELİK 

—-
• 2 yıldır burada abi dediğim ve diyebileceğim tek insansın. Her halinle her zaman farklısın. Yakışıklısın nasıl tanıştığımısı hatırlamıos ama oldu bi kere ve gayette ii oldu. Ama ayrılamam ben senden abi yaaa.mor kazağında da gözüm var hala ona göre  seviyorum seni. Ebru KAHRAMAN

—-
• İşte bittiğim an bu an  Burada çıkarsız güvenebildiğim birkaç insandan birisin. Kimileri özel kimileri değerlidir. Sen hem özel hem değerlisin. Sen vefalı gerçek bir dostsun öyle böyle değil yaşadıklarımız beraber olduğumuz her anımız dolu dolu geçti seninle. Her şey için teşekkür ederim. Sen istediğin sürece hayatındayım. Kendine iyi bak canım OĞLUMMMM…. Seni çok seviyorum ANNEN… Gülşan BİRCAN  

—- 
• Sen bu okulda tanıdığım en baba adamlardan birisin… Bazen beni kırsan da ben seni hep sevdim… Değişme olur mu? Rojda DEMİR 


• Kimi zaman çaldığın müziklerle coştuk, kimi zaman hoş sohbetlerinle bilgilendik. Her ne olursa olsun, bir aradayken hep güldük, hep eğlendik. Ya da biz her şeyden, bir parça da olsa kendimize eğlence çıkarmayı bildik ve bunu yaşadık. Ama bence şu da bir gerçek ki, hiç birimiz buraya tesadüf olarak gelmedik. Belki farkında olmasak da birbirimizden çok şey öğrendik. Her gece büyük bir sabır göstererek (özellikle Nurşen’e karşı:)) gitarınla bizi coşturduğun için teşekkür ederiz. Hayatın ritmini en iyi şekilde tutman dileğiyle…  Serpil ERDİNÇ 

—-
• Erdaaaal! Hemşerim benim, Anadolu insanı bir başka oluyor yaaa… Sınıfımızın en saygılı, en içten, düşünceli, biraz da karakterinde gıcıklık barındıran arkadaşım. Ama sana yakışıyor mu neJ 2 yıl boyunca bana “yaşlı” J gibi asılsız sıfatlar yakıştırsanda senden bıkmadım. Tabii ki bunlar bir şaka değil mi! Ne olur bana şaka olduğunu söyle. Ama ne olursa olsun sohbetinle geçen vazgeçilmez yol arkadaşım. İyi ki seni tanımışım diyorum. Hayatımda tanıdığım en dürüst, arkadaş canlısı insanlardan birisin. Ayrıca ilerde istediğin yerlere geleceğine eminim. Yeter ki bu kadar istekli ve saygılı ol…            Seval APAYDIN 

—- 
• Kardeşim benim…“Bir kıvılcım düşer önce büyür yavaş.Bir  bakarsın volkan olmuş yanmışsın arkadaş……Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş.Yollarımız ayrılsa bile seninle arkadaş…”Bana sataşmanı bile özliycem.Mutlu ol emi…… Nurşen ALTINTARIN 


• Senin o, okulun ilk günkü halini unutmam mümkün değil. İlk derse girmek için sınıfa çıktığımda yan sıramda esmer bir arkadaş, üzerinde siyah montu önünde ajandasıyla oturuyordu. ‘Allah’ım inşallah anlaşabileceğim biridir!’ diye geçiriyorum içimden. Bismillah demeden konuşmaya başladı ve okul bitti arkadaş hala konuşuyor, çenene kuvvet:)Seninle bu iki senelik sürede yaşadıklarımız, paylaştıklarımız, konuştuklarımız ve konuşmadıklarımız!! öyle böyle şeyler değildi. Hepsinin kendince farklı bir yeri, bir anısı var. Çıkarsız, yalansız bir arkadaşlığın geldiği bu noktadan sonra söyleyecek pek fazla bir şey yok. İyi ki varsın, kardeşim…  Murat  SEYFİ

 

işte okuldaki bazı arkadaşlar hakkımda bunları demişler acaba sizler ne düşünüyosunuz??? artık söz sizde yorumlarını bekliyorum en kısa zamanda…

şile festivali gümbür gümbür…

Pazartesi, 30 Temmuz 2007

arkadaşlar daha önce festivali duyurmuştum ama bidaha yazmakta yarar var…şilede kimlerin konserleri var biliyomusunuz???

muazzez ersoy,dolapdere bi gang,bülent ortaçgil,haluk levent,mirkelam,burak kut,kutalan ekspres,murat gögebakan,sümer ezgü,hüseyin turan,feridun düzagaç,cem yıldız,volkan konak,nazan öncel….bunlar sadece profesyoneller bunların yanında onlarca amatör var…

bunun yanında mesela show ve söylesi olarak: sunay akın ve çoskun aral

defile: cemil ipekçi

tiyatro:ülkü erakalın…

şileye muhakkak gitemiz dileğiyle…

duygu ateş ve ben :)

Pazartesi, 30 Temmuz 2007


duygu benim canım…onunla en büyük özelliğimiz aynı gün doğmamız.duygunun abisi ulas la birlikte youtubede birçok çalısması bulunuyor.youtube de kapkara diye aratarak ona ulaşabilirsiniz.burda okul bahçesinde kermes adı altında yeşillik olsun diye yaptığımız programda gitar çalıp sarkı söylerken çekilmiş bir videoyu izliyorsunuz.gitarı bir türlü ayarlıyamadık,tesisat sorunluydu,adam gibi prova yapmamıştık,doğaçlama takıldık anlacagınız…o yüzden bazı ufak tefek gitar ritim ve akor hatalarını görmezseniz sevinirim…bu videoyu youtube yede duygu istegi üzerine koydum zaten…beğenmeniz dileğiyle…yorumlarınızı bekliyorummm…………………

doğan balcan

Pazartesi, 30 Temmuz 2007

Doğanla yüksekokul sıralarında tanıştık,hiçbir ortak yanımız olmamasına rağmen tüm özelliklerimizn zıt olmasına rağmen zıt kutupların birbirini çekiş prensibi sonucunda iyi bir muhabbet kurduk. Birlikte çok gitar çaldık çok şarkı söyledik. Bana kalsa onu şimdiye kadar pop star :) yapmıştım ama adamın içinde istek yok canım.Doğan burda türküye yakın bir şarkı söylüyor ama asıl türü rock,gerek yerli gerek yabancı rock parçalarını çok güzel söyler…neyse videoyu buraya ekledim beğenmeniz dileğiyle..yorumlarınızı bekliyorum.