YEMEK TARİFLERİ— hafif bir salata…

1 tavuk gögsü
1 çay b. mısır
1 çay b. bezelye
1 kase haşlanmış makarna
1 kırmızı biber
1 kase yoğurt
2 çorba k. mayonez
2 çorba k. zeytinyağı
atom salata
HAZIRLANIŞI:
Tavuk gögsünü haşlayın. Küp küp doğrayın. İçine tüm malzemeleri ekleyip karıştırın.
Atom salata yaprakları ile birlikte servis yapın. Tek başına nefis bir öğün..

arkadaşlar düşündüm taşındım bayan arkadaşlar için bişey yapmaya karar verdim oda blogumda yemek tarifleri verme fikri oldu…beni tanıyan arkadaşlar bu konudaki yeteneğimi ve yemek teriflerimi bilirler ama ben burda genel olara tv ekranlarından tanınan oktay usta yani oktay aymelek’in tariflerine yer vercem umarım seçimlerimi beğenirsiniz.ilk tarif kilo problemli arkadaşlar için 🙂

Ebru sanatı

 EBRU NEDİR?          

Yoğunlaştırılmış su üzerine toprak ve toz boyalarla resim yapma   sanatıdır. En eski süsleme sanatlarımızdandır. İçinizdeki fırtınaların, sevinçlerin, aşkların suya yansımasıdır ebru…Su ve siz…Büyük bir aşkla atılan her boya damlası sizin gülümsemeniz yada gözyaşınızdır…..           

Ebru tarihçesi:  Zamanla Ebru olarak anılan bu sanatın kelime kökeni Farsça Ebri: bulut bulutumsu, Çağatayca: Ab-ru : su yüzü ‘ den geldiği bilinmektedir. Türkistan’ da doğan bu sanatın başlangıcının 9. y.y olduğu sanılmaktadır. Fakat elimizde tam bir belge niteliği taşıyan bilgi bulunmaktadır.1447 yılına ait olduğu söylenen en eski ebrunun Topkapı sarayında olduğu söylenmektedir. Fakat şu an o ebruya ulaşılamadığı için elimizde bulunan en eski ebru Topkapı Sarayın’da ki 1554 yılına ait olan ebrudur diyebilmekteyiz.           Osmanlı imparatorluğunda Enderun mekteplerinde saray için üretilen ebru saray dışına taşıp buradan da Anadolu’ya yayılmıştır.Doğal malzemelerle çalışılmaktadır.Gül dalı ve at kılından fırça, bitki zamkından suyun yoğunluğunu arttırmak için kitre , boyaları su yüzeyinde tutabilmek için öd , boya olarak da toprak, pigmen ve oksit boylar  kullanılmaktadır.Çok taşlı ve pis olmayan beğendiğimiz herhangi bir renk toprak ile boyalarımızı kendimiz elde edebiliriz.Göreme’nin beyaz ve kirli beyaz, Sivas’ın koyu kahverengi, Kütahya’nın aşı boyası(kırmızı toprak) gibi. Bu nedenle, doğanın tüm güzelliklerinden yaralanarak ebru sanatını icra etmek mümkün olabilmektedir.           Osmanlılar döneminde  devlet belgeleri ve resmi yazışmalarda zemin olarak kullanılmıştır. Bu ise ebrunun bir eşi daha olmayan desenlerinden yola çıkılarak tahrifatı önlemek amacıyla yapılmıştır.  Yazı pervazlarının süslemesinde, kitap ciltlerinin iç kapağı olarak kullanılan ve hat çalışmaları için zemin oluşturan ebru sanatının, avrupalı seyyahlar tarafından keşfedildikten sonra değeri iyice anlaşılmıştır            Avrupalılar, ebru kağıdının üzerinde, mermerlerde bulunan damarların yer almış olmasından dolayı bu kağıda “mermer kağıdı”; Araplar ise damarlı kağıt anlamına gelen “Varaku’l mücezza” demektedir.  Ruha huzur veren ve sabırlı olmayı öğreten bir sanattır ebru.  Sinir hastaları ve özürlü çocuklar üzerinde yarattığı olumlu etkiler ortadadır. Sakinleştirici etkisi ile sinir sistemini düzenlemekte ve su ile ilgilenmeyi zaten seven çocuklarda ise, renklerin birbirleri ile dansı, onları mutlu kılmaktadır.Bir çiçeği bile yapabilmek için, hareketleri düzene soktukları ve geliştirdikleri bir gerçektir. 

KULLANILAN MALZEMELER:TEKNE:

Ebru yapılacak kağıttan 1-2 cm daha büyük olmalıdır.Galvaniz yada çelikten yapılmalıdır. KİTRE:Suya kıvam ve yapışkanlık vermek için kullanılır. Beyaz olanı tercih edilir. Genel olarak İç ve Doğu Anadolu bölgelerinde yetişen geven otunun çizilmesiyle elde edilen sıvının kurumuş hali kullanılır. Salep,keten tohumu,ayva çekirdeği de kullanılır fakat genel olarak kullanılan ve rahatça bulunan kitre geven bitkisinin kurumuş haldeki zamkıdır. Hatta şimdilerde bu küçük parçacıklar  halinde olan kitre toz haline getirilmiş halde satılmaktadır.

Kitrenin Hazırlanması:
7 lt. suya 50 gr. kitre konur ve bir gece boyunca şişmesi beklenir,ertesi gün sıkılarak naylon çoraptan geçirilir.Çorabın içinde erimemiş kitre parçacıkları ve çöpler kalır. Kitre iyice eriyene kadar bu sıkma işlemine 2-3 defa devam edilir ve son olarak hiç sıkmadan çoraptaki kitre tekneye süzülür. Kitrenin kıvamı çok önemlidir. Kitre içinde gezdirilen çubuğun izi ,çubuk çıkarıldığında ne öne doğru devam etmeli nede geriye doğru gitmelidir. Hazırlanan kitrenin fazlası buzdolabında  1 ay saklanabilir. Eğer kitre kötü kokmaya  başlarsa bozulmuş demektir. Kitre ne kadar kirlenirse o kadar iyi kıvama gelmiş demektir.

ÖD:Ebrunun asıl sihiri öd’de saklıdır. Öd  boyanın dibe çökmesine mani olunur,boyaların birbirine karışmasını engeller. Mezbahadan alınan sığır ödü; bir metal kap içine konur. Bu metal kapta içinde su kaynayan bir başka kabın içine konur. 20-30 dk. sonra oluşan kan ve köpük temizlenerek öd bir kavanoza alınarak soğutulur. Ve bir damlalıklar boyalara konur. Çok açılmasını istediğimiz boyalara bol öd damlatılır. Kalkan balığı ödüde farklı bir hoşluk vermektedir boyaya. Eskiden öd olarak tütün yaprağı suyuda kullanılırmış.

BOYALAR:Suda erimeyen ,asit ve kazein içermeyen,ışıktan etkilenmeyen doğal boyalar kullanılır. Sadece oksit , pigment ve toprak boyalar kullanılmaktadır. Memleketimizde çok çeşitli renkte toprak bulunmaktadır ve bu bizler için büyük bir şanstır. Eğer renkli toprak elde etmişsek bu toprak suya konur iyice karıştırılır ve süzülür. Bir kaba süzülen toprak tekrar 5-6 dk. karıştırılır.Ve tekrar kaba süzülür. Dinlenmeye bırakılan toprak iyice çöktükten sonra üzerindeki fazla su atılır ve topraktan elde ettiğimiz boya hazır hale gelir. Satın aldığımız boyalar ise 50×50 cm. boyutunda bir mermer yada cam yüzey üzerine 2-3 tatlı kaşığı konur. Ortası havuz haline getirilerek ortasına su konur ve boyalar 5’er dk. süreyle 4 kere 8 şekli çizilerek ezilir ve anakaba alınır.

FIRÇA: Atkılından ve gül dalından yapılır. Gül dalı hem hafifliği hemde küflenmediği için ,at kılı ise boyaları emmediği için tercih edilir.

DESTESENG: Boyayı ezmeye yarayan,tutumu kolay özel şekilde yapılmış mermer.

SU: Eskilerde yağmur suyu kullanılırmış fakat asit yağmurları ve hava kirliliği nedeniyle artık sadece damıtılmış içme suyu kullanılmakta.

DİĞER MALZEMELER: 50cmx50cm boyutunda boya ezmek için mermer, teknedeki boyalara şekil vermek için inceli kalınlı metal çubuklar(bizler), bir tahta üzerine belli aralıklarla sıralanmış metal tellerden oluşan taraklar, ezilen boyaları toplamak için spatula, boyaları koyacağımız ana kaplar, ödlü boyayı muhafaza etmek için daha küçük kaplar, emici nitelikteki kağıt. 

EBRU TÜRLERİ : 

 

  • Battal ebru : Su üzerine serpilen boyalara hiçbir müdahale olmaksızın yapılan ebru
  • Gelgit ebru : Battal ebrudan sonra önce enlemesine boydan boya, daha sonra yukarıdan aşağıya çizgiler çekildiğinde elden edilen ebru
  • Şal ebru : Gelgit ebrudan sonra çapraz çizgiler çekilerek elde edilen ebru
  • Somaki ebru
  • Taraklı ebru
  • Bülbül Yuvası
  • Çiçekli ebru
  • Hafif ebru
  • Koltuk ebrusu
  • Hatip ebrusu
  • Yazılı ebru :
  • Akkase ebru : “Akkase” (عاكسه), “yansıma” veya “kalıp” manesidir. “Aks” (عكس) “negatif” Arapca dilde asli ve şimdi Farscadan Türkce’ye geldi. Bir oyma kağıti kalıp veya Arap zamkı kullanılarak ebrunun figür ya da yazı şeklinde kapatılan yerlerinin ebru almaması sağlanarak yapılan figüretif ebru türü.
  • Kumlu ebru : Yüzey gerilimi düşük bir teknede, sürekli aynı noktaya boya amlatarak yapılan ebru çeşidi.
  • Neftli ebru : Battal ebru türünde tekneye atılan son boyanın içine neft katılarak yapılan ebru çeşidi.


Erdal ERDOGDU sizin için ne ifade ediyor?

Evet arkadaşlar Erdal ERDOGDU sizin için ne ifade ediyor?

Bunu merak ettim…

Hadi beni bana anlatın. 🙂 Bu konuda 2yıl boyunca aynı okulda okuğum arkadaşlarımın  mezuniyet yıllığına yazdığı bazı şeyler  size yardımcı olup, hakkımda bilgi verebilir bakalım onlar neler demişler;

• Erkek yurdunda en çok saygı duyduğum ve çekindiğim insan. Gitarınla bizi neşelendirdin. Hele de sohbetine doyum olmuyor. Ah bir de şu sivri dilin olmasa ama neyse biz seni böyle de kabullendik zaten. Kader BOZBAY

—–
• Şu dünyada hiç kimseden etkilenmediğim kadar etkilendiğim insan, bir insanın sahip olabileceği en iyi dost, toprağım, can kardeşim Erdal için doğru cümleleri bulmak çok zor. Ayrılık geliyor aklıma her ne kadar ayrılmayacak olsak da. Hüzün kaplıyor içimi, onunla kardeş olmanın verdiği gururun yanında. Ürperiyorum gurur ve şaşkınlıkla, insanlara güvenmeyen beni nasıl kendine bu kadar güvendirebildi, ben hiçbir şeye bulaşmamaya çalışırken nasıl beni bu kadar çok işe bulaştırdı, iç dünyamdaki boşluğu nasıl doldurdu bir anda, inanmadığım her şeye nasıl ispat oldu.Sen benim tanıdığım en iyi insansın Erdal. Bir gün birisi sormuştu “Erdal’ın hiç mi yaptığı günah olan bir şey yok” diye. O an kalmıştım. Ve “ben hiç görmedim” diyebildim sadece. İlerlediğin yolda kendinle ne kadar gurur duysan azdır bence.Kardeşim. Sen ve ben daha çok iş yapacağız. Bizim için okuldan ayrılmak bitiş değil başlangıç. Bunu asla unutma.  Doğan BALCAN

—-
• İyi ki varsın Erdal, Mevlam iyi ki seni karşımıza çıkardı.Bu okulun bana kattığı ve götürdüğü şeyler vardı ,ama sen kattığı şeylerin başında geliyorsun. Bir kere çok iyisin,adam gibisin.Canımızsın, Erdalımızsın.Bir tane daha yok senden.Bir sen varmışsın, onu da Mevlam bizim yanımıza yolladı.Artık bu da iyi mi kötü mü bilemiyorum 🙂 Çok seviyoz seni.Ama keşke bu kadar sevdirmeseydin kendini. Ayrılması çok zor olucak:( Alah yolunu her daim açık etsin.Yüreğindeki Allah aşkı ve insan sevgisi hiç eksilmesin. Zeynep ÇELİK

—-
• 2 yıldır burada abi dediğim ve diyebileceğim tek insansın. Her halinle her zaman farklısın. Yakışıklısın nasıl tanıştığımısı hatırlamıos ama oldu bi kere ve gayette ii oldu. Ama ayrılamam ben senden abi yaaa.mor kazağında da gözüm var hala ona göre  seviyorum seni. Ebru KAHRAMAN

—-
• İşte bittiğim an bu an  Burada çıkarsız güvenebildiğim birkaç insandan birisin. Kimileri özel kimileri değerlidir. Sen hem özel hem değerlisin. Sen vefalı gerçek bir dostsun öyle böyle değil yaşadıklarımız beraber olduğumuz her anımız dolu dolu geçti seninle. Her şey için teşekkür ederim. Sen istediğin sürece hayatındayım. Kendine iyi bak canım OĞLUMMMM…. Seni çok seviyorum ANNEN… Gülşan BİRCAN

—-
• Sen bu okulda tanıdığım en baba adamlardan birisin… Bazen beni kırsan da ben seni hep sevdim… Değişme olur mu? Rojda DEMİR


• Kimi zaman çaldığın müziklerle coştuk, kimi zaman hoş sohbetlerinle bilgilendik. Her ne olursa olsun, bir aradayken hep güldük, hep eğlendik. Ya da biz her şeyden, bir parça da olsa kendimize eğlence çıkarmayı bildik ve bunu yaşadık. Ama bence şu da bir gerçek ki, hiç birimiz buraya tesadüf olarak gelmedik. Belki farkında olmasak da birbirimizden çok şey öğrendik. Her gece büyük bir sabır göstererek (özellikle Nurşen’e karşı:)) gitarınla bizi coşturduğun için teşekkür ederiz. Hayatın ritmini en iyi şekilde tutman dileğiyle…  Serpil ERDİNÇ

—-
• Erdaaaal! Hemşerim benim, Anadolu insanı bir başka oluyor yaaa… Sınıfımızın en saygılı, en içten, düşünceli, biraz da karakterinde gıcıklık barındıran arkadaşım. Ama sana yakışıyor mu neJ 2 yıl boyunca bana “yaşlı” J gibi asılsız sıfatlar yakıştırsanda senden bıkmadım. Tabii ki bunlar bir şaka değil mi! Ne olur bana şaka olduğunu söyle. Ama ne olursa olsun sohbetinle geçen vazgeçilmez yol arkadaşım. İyi ki seni tanımışım diyorum. Hayatımda tanıdığım en dürüst, arkadaş canlısı insanlardan birisin. Ayrıca ilerde istediğin yerlere geleceğine eminim. Yeter ki bu kadar istekli ve saygılı ol…            Seval APAYDIN

—-
• Kardeşim benim…“Bir kıvılcım düşer önce büyür yavaş.Bir  bakarsın volkan olmuş yanmışsın arkadaş……Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş.Yollarımız ayrılsa bile seninle arkadaş…”Bana sataşmanı bile özliycem.Mutlu ol emi…… Nurşen ALTINTARIN


• Senin o, okulun ilk günkü halini unutmam mümkün değil. İlk derse girmek için sınıfa çıktığımda yan sıramda esmer bir arkadaş, üzerinde siyah montu önünde ajandasıyla oturuyordu. ‘Allah’ım inşallah anlaşabileceğim biridir!’ diye geçiriyorum içimden. Bismillah demeden konuşmaya başladı ve okul bitti arkadaş hala konuşuyor, çenene kuvvet:)Seninle bu iki senelik sürede yaşadıklarımız, paylaştıklarımız, konuştuklarımız ve konuşmadıklarımız!! öyle böyle şeyler değildi. Hepsinin kendince farklı bir yeri, bir anısı var. Çıkarsız, yalansız bir arkadaşlığın geldiği bu noktadan sonra söyleyecek pek fazla bir şey yok. İyi ki varsın, kardeşim…  Murat  SEYFİ

 

İşte okuldaki bazı arkadaşlar hakkımda bunları demişler. Acaba sizler ne düşünüyorsunuz? Artık söz sizde, en kısa zamanda yorumlarınızı bekliyorum.

Saygılarımla

Erdal.