Sayın Her Şeyi Bilen Senden Daha Çok Bilen Var

Eğitimini aldığım ve yıllardır ekosistemi içerisinde çeşitli ajanslarda markalara hizmet verdiğim halkla ilişkiler ve dijital iletişim sektörlerinde en çok karşılaştığım insan tiplerinin başında “her şeyi bilenler” gelmektedir. Yıllar önce okuduğum yazılardan birinde ya Sevgili Ali Saydam’dı ya da Ali Atıf Bir’di bu tipleri “herbokolog” olarak nitelendirmişti. Ben de naçizane tecrübe kazandıkça, o hocalarımızın ne demek istediğini bugün yavaşça anlıyorum. Geçmiş yazılarımı okuyanlar hatırlayacaktır, ben iletişim bilimlerini doktorluğa benzetirim, okul sıralarındayken size reklamcılık öğretirler, halkla ilişkiler öğretirler, medya planlama öğretirler, bizim zamanımızda yeni yeni doğuyordu ama dijital iletişim öğretirler vb. son sene ya da iş hayatına atıldıktan sonra siz bir ya da maksimum birkaçını seçip naçizane uzmanlaşırsınız, bu durum aynı tıp eğitiminde olduğu gibidir aslında..

Neyse tabi ki herkesin bu işe bakış açısı benimkiyle aynı olmak zorunda değil. Ama yine de ekmeğini yediğimiz mesleğimize, bu mesleğin saygınlığına ve bizden sonra gelecek olan arkadaşlarımızın da bu işi yapabilmesi için bir sorumluluğumuzun olduğunu düşünüyorum.

Her ne kadar eğitim alış şeklimizi tıp eğitimine benzetsem de iş yapış şeklimiz o ya da diğer bilimler mesela öğretmenlik, mühendislik, avukatlık vb. değildir. Bizim işimizde bir mezuniyet yeterliği ya da meslek odası üyeliği şartı olmaksızın herkesin çalışabilme, iş yapabilme, ünvanlarımızı kullanabilme hatta kimi zaman bizlerin üstüne gelerek bizleri yöneten kişiler konumunda bulunma hakkı var.

Bunun bence beş sebebi var,

  • Geçmişte ülkemizde bu işin eğitimi yokken sektöre girmiş kişilerden gelen alışkanlıkla hala bu işin bu şekilde devam ettirilebileceği düşüncesi, (eğer öyleyse 70’e yakın iletişim fakültesinde okuyan binlerce öğrenciyi bugün görmezden gelip, yarın yok saymamız gerekecek)
  • Ajansların/markaların, etkin, yetişkin uzmanlar yerine ucuz iş gücü olsun diye “ne iş olsun, yaparım abicim”cilerle çalışma arzuları
  • “Bizim çocuk yeni mezun oldu, sizin orada bir müddet takılsın..” denildiğinde kıramayan ve en basit bölüm olarak görülen pazarlama, kurumsal iletişim vb. birimlerine yerleştirme yapan patronlar
  • Bu iş için para harcamaya gerek yok, biz kendimiz yaparımcılar
  • Kamu tarafı hakkında ise zaten konuşmak istemiyorum ama marka iletişim tarafını yöneten birimlerin kaçının değil yöneticileri çalışanlarının kaçı bu işi biliyor

Continue reading →

Hayatına Sahip Çık Projesi #hayatınasahipçık

Dün akşam internette dolaşırken önüme; “İş, Sanat ve Spor Dünyası, Saldırılara Karşı “Hayata Sahip Çıkmak” Üzere Birleşti” başlıklı bir haber düştü. Haberi okuduğumda, Birleşmiş Markalar Derneği (BMD), Kategori Mağazacılığı Derneği (KMD), Turizm Restaurant Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği (TURYİD) ve Tüm Restoranlar Lokantalar ve Tedarikçiler Derneği (TÜRES)’nin Ata Demirer, Ayhan Sicimoğlu, Burcu Esmersoy, Demet Akbağ, Dilara Koçak, Ege, Fatih Terim, Gezegen Mehmet, Hülya Koçyiğit, Kenan İmirzalıoğlu, Mehmet Yaşin, Osman Müftüoğlu, Saba Tümer, Şahika Ercümen, Sedef İybar, Taylan Kümeli, Tümer Metin gibi ünlü isimlerle bir araya gelerek bir sosyal proje, sosyal farkındalık projesi belki sosyal sorumluluk projesi diyebileceğimiz bir proje başlattıklarını gördüm. Gerek bir iletişimci olarak gerekse ülkesini seven ve uzun süredir yaşadığımız tüm olaylara üzülen, yapılan tüm terör saldırılarının gerçek amacının bizleri sosyal hayatımızdan ve huzurumuzdan uzaklaştırmak olduğuna inanan bir vatandaş olarak proje hoşuma gitti.

Bu işi iletişimci gözüyle değerlendirdiğimde, beni heyecanlandıran bir iş var karşımızda, içinde birçok farklı niteliği barındıran bir PR kampanyası, (PR her zaman sadece basın bülteni yazıp göndermek değildir arkadaşlar, PR fayda sağlayacak, hikayesi olan bir olgu oluşturmaya çalışmaktır) güzel bir sosyal sorumluluk projesi, (sosyal sorumluluk projesi her zaman gidip okul yapmak, ağaç dikmek, burs vermek değildir arkadaşlar, sosyal sorumluluk sosyal fayda sağlamaktır) başarılı bir ünlü kullanımı, kanaat önderi kullanımı projesi, (ünlü kullanımı her zaman yapacağınız bir lansmanda PR değeri için oraya ünlü birini getirmek değildir arkadaşlar ya da reklam kampanyasında marka yüzü olarak bir ünlüyle anlaşmak değildir), elle tutulur nitelikte ve doğru zamanlama ile yapılmış gündem belirleme projesi, işin sosyal medya tarafına baktığımızda belirlenen hashtag #hayatınasahipçık, proje için açılan sosyal medya hesaplarının yönetimi ile dijital tarafı gözardı etmemiş bir proje olarak değerlendirebiliriz. Continue reading →

Nedir bu imam hatipliler ile derdiniz?

Her ne kadar blogumda böyle konulara yer vermesem de bu sefer içimden yazmak geldi. Susmaya içim el vermedi!

Nedir bu insanların imam-hatipliler ile alıp veremediği anlamıyorum, anlayamıyorum..

Her ne kadar hiçbirimiz ilahiyat mezunu olmasak da ilahiyatta okumayı aklımızın ucundan dahi geçirmesek de babam imam-hatip mezunu, rahmetli ablam imam-hatipliydi, bir büyüğüm olan ablam imam-hatip mezunu, ben imam-hatip mezunuyum, küçük kardeşim de aynı şekilde imam-hatip mezunu.

Bu sebeple bu konu üzerine bir şeyler yazmak istedim.

Babasının bedduasını almış, babası tarafından reddedilmiş olan güya din alimi biri, güya imam-hatip mezunu biri durup dururken niye gündeme böyle bir konu atar, niye böyle bir konuyla gündeme gelmek ister?

Kimlerin derdi var bu imam-hatipliler ile hele çıksınlar meydanlara da görelim! Aslında burada mevzu bahiş olan şeyin imam-hatip liseleri olduğunu da hiç sanmıyorum.

28 Şubat sonrası 2000 yılında güya meslek lisesi problemi varken belki geleceğimden vazgeçerek babamın yönlendirmesi ile imam-hatip lisesine kaydımızı yaptırdık, aynı dönemde ablam da başka bir imam-hatip lisesinde eğitim alıyordu. Kısa bir süre sonra mezun oldu ama hem katsayı problemi hem de başörtüsü konusunda uygulanan adaletsizlik ve zorbalık yüzünden üniversite eğitimini o dönemde alamadı. Ben 2004 yılında mezun olduğumda Ak Parti yönetime gelmişti ama uzunca bir süre daha hem katsayı hem de başörtüsü problemi devam etti. Ama 90’lı yıllardan 2000’lerin ilk yıllarına kadar devam eden süreçte birçok imam-hatipli, imam-hatiplilerden çok öte meslek liseli kardeşimiz başta katsayı problemi ardından başörtüsü zorbalığı ile mağdur edildi, mağdur oldu, biz de olduk. Ama  “Pusu kurucucuların en hayırlısı Allah’tır, eğer bize bir pusu kurulmuşsa, bizler mağdur ediliyorsak, elbet Rabbimizin de bir planı vardır ve eğer inanıyorsak elbet bir gün galip geleceğiz..” şeklinde bir inancımız vardı. Şükür, hiçbir şeyhin, cemaatin ya da  grubun elini, eteğini öpmeden bilgimizle, ilmimizle, inanç ve çalışkanlığımızla bugünlere geldik. Continue reading →

Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi İleti Dergisi İle Sohbet

Geçtiğimiz aylarda Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinden Sevgili Hatice Avcı ile  üniversite İletişim Topluluğu öğrencilerinin tamamı kendilerine ait çalışmalarla hazırladığı, üç ayda bir yayınlanan bir e-dergi olan İleti Dergisi için mini bir yazılı röportaj gerçekleştirdik. Çalışmamıza bu ay yayınlanan dergide yer vermişler. Ben de ilgili röportajı buradan sizinle de paylaşmak istedim. Onlar başlığa “Yusuf Erdal Erdoğdu ile Sosyal Medya‘ya Dair” demişler ama içeriğimiz tam anlamıyla sosyal medya ile ilgili değildi. Biraz sohbet, biraz iletişim, biraz kariyer, biraz sosyal medya yani içinde her şeyden biraz bulunan bir görüşme oldu. Umarım öğrenci arkadaşlarım için az da olsa faydası olur.

Bu arada Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki hocalarıma öğrenci arkadaşlarıma böyle bir fırsat verdikleri, onları öğrencilik hayatlarında gerçek işlerle çalıştırdıkları için teşekkür ederim. Mailleşmelerimizdeki saygısından  dolayı Hatice’ye de teşekkürler.

erdal-erdogdu-roportaj

1-Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Yusuf Erdal Erdoğdu, İstanbul’da doğdum, büyüdüm, sadece üniversite eğitimim için bu şehirden ayrıldım ve şu an dünyanın başkentinde yaşamaya devam ediyorum. 🙂

2004 yılında Kadıköy Anadolu İmam-Hatip Lisesinden mezun oldum. O zaman ülkemizdeki eğitim sisteminde yaşanan sorunlardan dolayı, önce Trakya Üniversitesi Çerkezköy MYO’da önlisans Halkla İlişkiler eğitimi aldım, ardından Dikey Geçiş Sınavıyla İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler bölümüne geçiş yaptım. Aynı dönemde İşletme eğitimi aldım, son olarak da Sakarya Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi üzerine yüksek lisans eğitimi alarak eğitim hayatımı (şimdilik) sonlandırdım. Uzun yıllar lisanslı olarak spor yaptım, gitar çaldım, şiir yazdım, çokça kitap okudum, çok insanla tanıştım, bolca muhabbet ettim, çok gezdim, çok güzel yemekler yedim, çok çalıştım, dualarımdakinden ne bir eksik ne bir fazla bir kadını sevdim, onunla evlendim böylece bugünlere geldim. Şükür! Allah bugünümüzü aratmasın 🙂

2-İletişim sektöründeki kariyerinizi neye borçlusunuz?

Önlisans Halkla İlişkiler eğitimi alırken mesleğimizi çok sevmiştim ama 2 yıllık bir eğitimin bu iş için yeterli olmadığını gördüm. Lisans eğitimine geçiş yaptığımda haklı olduğumu da anladım açıkçası, çünkü mesleğimizin çok kapsamlı olduğunu burada gördüm. Çok okudum, hiçbir zaman hocalarımın derslerde anlattıklarıyla yetinmedim. Mesela, üniversite eğitim dilimiz İngilizceydi ama ben o hafta anlatılacak konunun Türkçe’sini bulur, okur derse öyle giderdim. Şöyle düşünün 4. Sınıftayken 3. ve 2. Sınıftaki arkadaşlarımın reklamcılık dersine girip 3 saat dijital reklamcılık anlatmışlığım var. 🙂 Diğer taraftan, PR ajanslarında, reklam ajanslarında çeşitli titrelerle çalışan kişilerle tanıştım, bu noktada yeni mezun olarak sektörde uzun yıllar iş yapmış kişilerden koltuk kapamayacağımı anlayınca o dönem ki bir şans olarak yeni yeni büyümeye başlayan dijital iletişim alanına yöneldim. Burada bir tercih yapacaktım, ya mezun olunca PR’cı ya da Reklamcı olmak için ajans ajans dolaşıp staj yapıp kendimi gösterip belki kadro alıp belki de vazgeçip başka bir işe yönelecektim ya da kendimi dijital iletişimde geliştirip mezun olur olmaz kadrolu olarak işe başlayacaktım. Ben ikinci yolu seçip, dijital iletişim’e yöneldim, bunda 2007’de açtığım ve hala iletişim bilimleri üzerine yazılar yazdığım erdalerdogdu.com isimli bloğum da faydalı oldu. Çünkü bu sayede sektörde iş yapan birçok isimle tanışma fırsatı buldum, yazdığım yazılarla sektör tarafından dikkat çektim, mezun olmadan iş teklifleri aldım, mezun olmadan da (Cuma son sınavıma girip pazartesi işe başladım) ülkemizin önde gelen iletişim ajanslarından birinde kadrolu olarak Dijital Marka Yöneticisi titresiyle işe başladım. Sonra her şey bitti mi, tabi ki bitmedi, bizim işimi sürekli gelişmeyi, kendini yenilemeyi gerektiren bir iş. Bu sebeple de kendimi geliştirmeye devam ettim, eğitimler vermeye devam ettim, eğitim vermek kendimi geliştirmek için çok iyi bir yöntem oldu, çünkü her bir eğitim için yeni şeyler öğrenmek zorundaydım. (Laf aramızda 🙂 arkadaşlarımızın yaptığı en büyük hata bu, işi bulduktan sonra kendilerini geliştirmekten vazgeçiyorlar.) Artık dijital pazarlama üzerine çalışan bir iletişimciydim ama içimde yatan aslan her zaman PR idi. Bu sebeple çalıştığım yerden ayrılma kararı aldığımda PR bilgi ve tecrübemi geliştirmek için o dönemde yeni kurulmuş olan bir ajansa Dijital Medya Direktörü olarak geçiş yaptım ve yaklaşık 2 yıl sürede ülkemizin en önemli markalarına PR hizmeti veren iyi bir ajansın içinde yer aldım. İyi ajanslarda, iyi markalarla çalışmak kariyerimdeki en büyük kazancım oldu. Şimdi orada elde ettiğim tecrübeyle yoluma devam ediyorum.  Continue reading →

Yeni Nesil İletişimciler Sektöre Hoşgeldiniz

kreatifÜniversite kayıtları kısmen tamamlandı sayılır ve İletişim Fakültelerinin, Halkla İlişkiler, Reklamcılık, Halkla ilişkiler ve Reklamcılık, Halkla İlişkiler ve Tanıtım gibi benim de öğrencilik yıllarımda sıralarında oturduğum bölümlerin yeni mensupları bu bölümleri kazanıp, kayıt yaptırarak sektöre ilk adımlarını  attılar. “Dur abi, daha öğrenciyiz ne sektörü” diyen arkadaşlarım olacaktır. Onlara da selam! 🙂

Şu an aklınızda kazandığınız bölümler hakkında ciddi soru işaretleri olabilir, bir çoğunuz bu bölümü kazandık ama ne yapacağız diye düşünüyordur, aileleriniz şimdi bizim çocuk ne olacak diye düşünmeye çoktan başlamıştır. Gerek öğrenciyken gerekse iş hayatınız boyunca alışmanız gereken ilk şey, ne iş yaptığınızı ya da yapacağınızı herkese açıklamak olacak.. (Lütfen Okuyunuz: Halkın Gözünden Halkla İlişkiler Mesleği)

O yüzden içiniz rahat olsun siz sadece eğitiminize ve mesleğinize odaklanın. Çünkü emin olun, üniversite sıralarındayken okuyabileceğiniz, iş hayatında çalışabileceğiniz en rahat, keyifli bölümlerin birine adım attınız..

Önünüzde yaklaşık 4-5 sene var. Çok uzun değil mi?  Continue reading →

Yetersiz kelimeler, bağıramayan duygular…

KorkmaSöze nereden başlayacağımı bilemiyorum aslında. 15 Temmuz ile ilgili belki 4-5 farklı yazıya başladım ama hiçbir kelime içimdeki duyguları tam karşılayamadı, yazılar yarım kaldı. Tam o lanet geceyle ilgili yaşananlar sonrası ortalık durulmaya, karanlıklar aydınlanmaya başlamışken bu sefer ardı ardına gelen terör saldırıları ile içimiz yine karanlığa büründü.

60-80 yılları arasında ülkemi darbelerle, kardeş kavgalarıyla, her türlü pislik ile karıştıran güçler 80 sonrasında artık başka bir piyon kullanma amacıyla başımıza güya kendi bağımsızlıkları için mücadele eden ama hem kendi soylarına hem de ekmeğini yedikleri, suyunu içtikleri, okullarında okuyup, hastanelerinde tedavi oldukları vatana ihanet etmeleri amacıyla bir terör örgütünü musallat ettiler başımıza.

Biz millet olarak neredeyse 40 yıldır onlarla mücadele etmeye çalışırken ya da mücadele ettiğimizi sanarken, arada bir başka piyonlar girdi devreye, hatta biz PKK’nın yanında DHKP-C, Daeş, Hizbullah vb. uğraşırken hiç görmediğimiz, duymadığımız bir terör örgütü içten içe ülkemizi kuşatmış ve neredeyse her noktasını haince ele geçirdiği devletin, halkına tankla, topla, silahla saldırmaktan çekinmeyip halkın tokadıyla inlerine geri sokuldular.

Biz tam, ortalık biraz duruldu derken son iki günde gelen terörist saldırı haberleri ile yine içimiz yandı. Continue reading →

Erol Olçok Anısına Birkaç Kelime..

Erol OlcokÖncelikle belirtmem gerekir ki Erol Bey ile daha önce tanışma fırsatı bulamadım. Ama sevdiğim iletişimcilerin, ustaların isimlerini blogumda yaşatmayı seviyorum. (Ör: Alâeddin Asna’ya bir yazı..) Onun değerli ismi de blogumun bir köşesinde bulunsun, ardından gelecek çırakları da bir vesile adını duymuş olsunlar istedim.

Üniversitede öğrenciyken, defalarca yanında staj yapmam noktasında yönlendirildim, gidip tanışmam tavsiye edildi, mezun olduktan sonra defalarca “Erol Olçok var, muhakkak onun yanına bir gitmelisin” diyen büyüklerim oldu ama her ne hikmetse onunla görüşmek, tanışmak bir türlü nasip olmadı. Mezun olmamın ardından reklam yerine PR seçince yollarımız kısmen de olsa ayrılmış oldu. Ama işlerini her zaman takip ettim, blogumda da defalarca yer verdim. (Ör: Ak Parti Nevruz Reklam Filmi Yayınlandı“Cumhur Başkanını Seçiyor” sloganı büyüktür “Ekmek İçin Ekmeleddin” sloganından) Continue reading →

İletişim ve Medya İlişkileri Yönetiminde Mesleki İlkeler

iletisim ve Medya İliskileri Yonetiminde Mesleki ilkelerKamuoyunun doğru bilgi ve habere ulaşmasında kendi sorumluluklarını azami ölçüde yerine getirmek, yüksek anlayış ve iş birliği içinde sağlıklı bir iş modeli oluşturmak amacıyla yola çıkan Bilişim Muhabirleri Derneği (BMD), Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD), İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği (İDA), Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD), Reklamverenler Derneği (RVD), TOBB Medya ve İletişim Meclisi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD), ‘İletişim ve Medya İlişkileri Yönetiminde Mesleki İlkeler’i kabul etti.

Rehber niteliğinde hazırlanan ilkeler, 28 Temmuz Perşembe günü, tarafların katılımıyla gerçekleştirilen bir imza töreniyle taahhüt niteliği kazandı.

İmzacı taraflar, gerek bu ilkelerin yaygınlaştırılması, gerek mükemmelleştirilmesi gerekse uygulamanın izlenmesi konusunda iş birliği yapma konusunda da fikir birliğine vardı. Kurum ve şirketlerin üst yönetim ve kurumsal iletişim yöneticileri, iletişim danışmanlığı şirketleri ile medya mensuplarının dâhil olduğu meslek örgütlerinin hayata geçirdiği iş birliği modeli, pek çok açıdan örnek oluşturuyor.

İmzacı tarafların, ekte sunulan ‘İletişim ve Medya İlişkileri Yönetiminde Mesleki İlkeler’in kabulüne ilişkin yaptıkları değerlendirmeler şöyle:  Continue reading →

Para Dergisi Haberi: Viral Fena Yayılıyor

Para Dergi‘nin 2erdal_erdogdu_para_dergisi9 Mart 2016 haftasında yayınlanan  sayısında Viral Pazarlama üzerine bir haber çalışması yapıldı. Bu haberde benden de görüş aldılar. Normalde böyle görüş alışverişlerinde bizden birkaç soruya cevap vermemizi istiyorlar, daha sonra kendileri verdiğimiz cevaplar üzerinden bir derleme yaparak haber çalışmasını oluşturuyorlar. Bu sebeple Viral Pazarlama ile ilgili sorulan sorulara verdiğim cevapların tamamını blogum üzerinden sizinle paylaşmak istedim. Umarım faydalı olur..

PARA DERGİSİ SORULARI

1 – Viral reklam videoları genelde iki türlü üretiliyor. Markaların ajanslarla yaptıkları işbirlikleri sonucu ve son kullanıcılar tarafından üretilenler.

2- Sizce bir viral reklam videosunun başarısı nelere bağlı ve bunda videonun profesyonel ellerden çıkması ya da son kullanıcı tarafından üretilmesi tüketiciler açısından ne kadar etkili? Siz bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? Bununla ilgili veriler mevcut mu?

  • Bu soru içinde birden fazla sorunun farklı açılardan değerlendirilmesi, açıklanması gereken cevaplar var aslında. Sorumuzun birinci kısmına cevaben, evet, viral reklam kampanyaları birden farklı şekilde üretilebilir. Kimi zaman ajanslar kendi kreatif ekiplerinin fikirlerini, kendi metinlerini, kendi ya da iş için tuttukları cast ekiplerini kullanabilirler ya da yine ajans üzerinden çeşitli kontrollerden geçirilmek şartıyla, belirli özellikleri içinde barındırır nitelikte ama son kullanıcılar tarafından üretilen viral içerikler de marka tarafından kullanılabilirler. Ama burada dikkat edilmesi gereken durumlar vardır, son kullanıcının üreteceği içerikler belirli kriterleri taşımalıdır bunu açmak gerekirsek, üretilecek viral içerik markanın ürün, hizmet ya da fikrine/sloganına çağrışım yapmalıdır ki bu sayede ilgili markaya bir fayda sağlasın. Eğer bu kısım bağımsız bırakılırsa viral içerik olumlu etkinin yanında negatif etki etme ihtimali de ortaya çıkabilir. Sorumuzun ikinci bölümüne geçersek, bu ikisi arasında bence çok büyük fark yok, video iki elden de çıkıp başarıyı yakalayabilir ama videonun başarılı olmasında prodüksiyon kısmından öte ona viraliteyi kazandıracak niteliklere sahip olması gerekmektedir. İnsanlar bu videoyu niye izlemeli, izledikten sonra niye paylaşmalı, paylaştıktan sonra ertesi gün gidip arkadaş ortamında ondan niye bahsetmeli, arkadaşlarına şöyle bir video paylaşmıştım onu izlediniz mi diye niye sormalı vb. soruların cevaplarını taşıyan bir iş olursa video o zaman viralite kazanır ekseriyetinde çekilmiş bir video ya da reklam filmi olarak kalır. O yüzden videonun içine, hedef kitlenin içselleştireceği değerler, faydalar, eğlenceli objelere, dillerine pelesenk olmuş kavramlar ya da dillerine yeni şekilde pelesenk olabilecek bir jingle koymak da fayda vardır bir de unutmadan sosyal medyanın doğasına binaen buram buram reklam kokmaması lazım. Video bence bunlarla başarıya ulaşır yoksa ajansın ya da son kullanıcının çekmesiyle değil..

Continue reading →