Erdal Eroğlu değil Erdal Erdoğdu :)

29 Nisan 2013 Category :iletişim/communication 1

Geçtiğimiz sene Bahçesehir Üniversitesindeki dersine konuk olduğum ve Sosyal Medya Kriz İletişimi anlattığım İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü Hocası Sevgili İdil Karademirlidağ Suher  Anadolu Üniversitesi AÖF Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programının Kriz İletişimi ve Yönetimi dersinin kitabında konu danışmalığı ve yazarlığı yaptı. İlgili dersin Yeni Medyada Kriz İletişimi bölümünde benden de görüşlerimi paylaşmamı istedi. Ben de kendisini kırmadım ve nacizane konu ile ilgili bilgimi kendisiyle paylaştım. Kitapta hem adım hem de blog linkim kaynak olarak gösterilecekti ama adım  Erdal Eroğlu , blogumun linki de www.erdaleroğlu.com olarak yazılmış.

Her ne kadar isimler yanlış yazılmış olsa da bu kitap içinde olmak benim için güzel oldu.

Bu doğrultuda bana bu şansı veren İdil Hocama çok ama çok teşekkür ederim.

 

Kitaplar basıldıktan sonra bu hatayı düzeltme şansımız olmadığı için ne diyoruz, erdal eroğlu değil Erdal Erdoğdu, www.erdaleroğlu .com değil www.erdalerdogdu.com :)

Aöf Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden konuyla ilgili sorusu olan tüm öğrenci arkadaşlarım, sorularını İletişim bölümünden çekinmeden sorabilirler.

sosyal medya ve kriz yönetimi 1sosyal medya ve kriz yönetimisosyal medya ve kriz yönetimi 2

 

 

Kötü Hizmet Anlayışı Örneği: Finansbank

25 Nisan 2013 Category :rezalet| Tüketici Deneyimi 1

Finansbank-logoBen prensip gereği markalar hakkında negatif yazmayı pek sevmem. Çünkü benim işim de marka iletişimi yapmak, markaların itibarını korumak, markalar adına iyi iletişim yaparak onların hedef kitleleri ile bağlarını güçlendirmek ve satışı arttırmak. Bu doğrultuda mümkün oldukça markalar hakkında negatif tweet dahi atmamışımdır, arkadaşlarımın attıklarını paylaşmamışımdır. Ama bunun aksine markaların yaptığı iyi işleri her zaman beğeniyle paylaşmışımdır. Örnek: 1, 2

Ama geçtiğimiz haftaiçinde Finansbank ile yaşadığım problem benim için iyi bir, kötü hizmet anlayışı örneği oldu.

Şimdi olayı sizlere anlatmak istiyorum.

Ben 26 Şubatta yeni bir işe başladım. Yeni şirketim Finansbank’la çalışıyormuş. 27 ya da 28 Şubatta Finansbank yetkilileri ajansımıza gelip bizlere maaş kartlarımız için gerekli formları doldutup imzalarımızı aldılar. (O gün o formları doldurtmaktan öte emeklilik satmak için yaptıkları çabalardan hiç bahsetmiyorum.) 2-3 gün sonra geri gelip ben ve 1-2 arkadaşımın formlarında eksikler olduğunu söyleyip yeniden evrak doldurttular, tabletleriyle nufus cüzdanımın fotoğraflarını çekip arşivlerine aldılar. (Bu bilgileri aldıktan sonra kredi kartı hesabı açtırmak için aradıklarından hiç bahsetmiyorum) Normalde bir banka maaş kartı kaç güne gelir bilmiyorum ama daha önce çalıştığım İş Bankası ve Vakıf Bank 1 haftaya göndermişti. Nisan ayının 10′u olduğunda (üzerinden 40 gün geçmesine rağmen) hala kartım gelmemişti. Telefonla Finansbank’a ulaştım, konuşmaya TC Kimlik numaranızı ya da hesap numaranızı girerek başlıyorsunuz.

1. Konuşmam: TC kimlik numaramı girdim, beni tanıdı Yusuf Erdal Erdoğdu deyip beni ilgili şekilde yönlendireceğini söyledi. Peki dedim ve ilgili adımları takip ederek, müşteri temsilcisi ile konuştum, amacım hesabımda para olup olmadığını sorup, ilgili parayı İş Bankankasındaki hesabıma havale ettirmekti. Görevli hesabımda para olmadığını söyledi. Konuşmayı sonlandırıp, muhasebecimle konuştum. Sonrasında hesabıma gerekli para yüklemesini yaptırdım. Sonra tekrardan aradım.

2. Konuşmam: Amacım hesabımda para olup olmadığını doğrulatıp, ilgili parayı İş Bankankasındaki hesabıma havale ettirmekti. Görevli hesabımda para olduğunu söyledi. Kartımın basımında bir hata olduğunu yeniden talep oluşturduğunu söyledi.  Havale işlemini web sitesindeki ilgili bölümden kendim yapabileceğimi söyledi ve bana hesap numaramı verdi. (Önemli not: TC kimlik numaram tanınıyor, hesap numaram var, hesabımda para var, baba adı ve doğum tarihi bilgilerim eşleşiyor) Ama her ne hikmetse site, bilgilerimin yanlış olduğunu söyledi. Sonrasında herhal benim beceriksizliğim dedim, muhasebecimizle konuştum, o da nufus kağıdımla gidip bankadan paramı çekebileceğimi söyledi. Üşenmedim bankaya gittim. Ama bankadaki gişe görevlisi bilgilerimin eksik olduğunu söyledi. (Anladığım kadarıyla üzerinden geçen 40 günlük sürede görevli arkadaşlar, görevlerini yapmayıp benim bilgilerimi sisteme girmemişlerdi. Ama madem öyle kredi kartı satmak için numaramı nereden bulup, beni ismimle aramışlardı.) Saat 16.32′ydi. Mesainin biteceğini form doldurmanın uzun süreceğini söylediler. Ve bankadan da paramı çekemedim.

Ofise dönüp dönüp tekrardan bankayı aradım. » Devamını Oku

2013 İlk Çeyrek En Beğendiğim İletişim Kampanyaları

09 Nisan 2013 Category :iletişim/communication| marketing/pazarlama| pr - halkla ilişkiler| Reklamcılık/adv'g 1

Son dönemde özellikle beğendiğim reklamların sayısının artmasıyla birlikte böyle bir yazı yazmak istedim. Umuyorum, inceleme ve takip etme fırsatım oldukça benzeri yazılarımın devamı gelir. Sizler de beğendiğiniz işleri benimle paylaşırsanız onları da incelemek isterim. Bakalım hangi başlıklarla hangi iletişim kampanyaları dikkatimi çekmiş. Biraz uzun bir yazı olacak gibi, şimdiden iyi sabırlar :) iyi okumalar dilerim.

1-      Ünlü Kullanımı

Bir reklam kampanyasında ünlü kullanımı marka için büyük kazanç getirse de bununla birlikte büyük riskleri de yanında getirmektedir. Kazançtan kastım, ünlünün sevenleri hazır bir kitledir ve reklamın konuşulması ya da görülmesi noktasında bu markaya fayda sağlar. Riskler ise, öncelikle o ünlünün sevmeyenleri vardır. (özellikle sosyal medyanın etkisinin artmasıyla) Ve bu sevmeyenler söyledikleriyle marka imajına zarar verebilirler. Ama ondan bundan daha önemlisi ünlünün markanın önüne geçmesidir. Kimse markayı hatırlamaz ama “aaa x ünlüsünün reklamı” çıktı denilir.

Son dönemde ünlü kullanımında en beğendiğim reklam Digiturk’ün “Dilediğin Zaman Dilediğin Yerde” kampanyasındaki Nil Karaibrahimgil kullanımı. Nil çoğu zaman reklam filmlerine sesiyle hayat veriyordu ama bu sefer Digiturk’un reklam yüzü olarak karşımıza çıkıyor. Marka mesajları anlaşılır ve marka görülür düzeyde. Bu da bence reklam kampanyasını başarılı yapıyor.

2-      Başarılı metin/jingle

Reklamı başarılı kılan en önemli nokta; “metin”dir. Basılı reklamlarda kaleme alınan metin öne çıksa da video/ses reklamlarında bence jingle her zaman 3-0 öne geçiyor. Son dönemin en başarılı jingle’ı, dilime pelesenk olan sözleri ve müziğiyle bence Auris Reklamı. Bekle hayat geliyoruz biz… » Devamını Oku

#2NisanOtizmOrtakYayin / #otizmifarketyasamipaylas / 2 NİSAN DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ!

01 Nisan 2013 Category :benden nağmeler| organizasyon 0

Bugün twitterda İrem Afşin ‘le tanıştım. Onun hikayesini internette bulmak mümkün ama eğer vakit ayırıp  Perşembe Anneleri: Otizmle yaşamak  İrem Afşin yazısını okursanız onu sizler de benim gibi az da olsa tanımış olursunuz. Hani inançlarımız diyor ya; “cennet anaların ayakları altındadır.” diye işte cennetin bir annenin ayakları altına neden serilebileceğinin en güzel örneği kendisi.

Eğer kabul ederse, bundan sonra Erdal isminde bir kardeş kazandı. Elimden geldiğince, gücüm yettiğince bundan sonrası için kendileriyle birlikte yürümeye çalışacağım. Umuyorum başarabilirim.

Peki, ne konuda mı birlikte yürüyeceğiz? Cevabımız, OTİZM!

Peki, OTİZM ne bilenimiz var mı? Nerden gelir, nasıl anlaşılır, tedavisi var mıdır? Zararları nelerdir? … Sorular bitmez.

Ama emin olun, bir gün yavrunuzda ya da bir yakınınızda olduğunu duyarsanız, önce ciğeriniz yanar, sonra çözümsüz bir karamsarlık başlar ve hayatın tüm renleri muğlaklaşır! O yüzden bir yavranun geleceğini, hayatını, bir annenin/babanın yıllarını kurtarmak için bu hastalığı bilmek, öğrenmek ve bu doğrultuda çevremizdeki minikleri gözlemleyip, aileleri uyarmak gerekli. Umuyorum bu yazı ve yarın gerçkleşecek etkinlik az da olsa buna fayda sağlayacak!

Bundan sonrası için sözü M. İrem Afşin‘e bırakıyorum, LÜTFEN YAZIYI SONUNA KADAR OKUYUN!

Otizm… Yaşamın farklı bir penceresi…

Nisan… Aylardan bahar. Havada baharın müjdecisi kokular, yavaş yavaş açan çiçekler, cıvıltıları ile hayatımıza neşe katan kuşlar, güneşin sıcak ışığına kavuşan dünya. Nisan, ruhumuzu aydınlık günlerde ferahlattığımız ay.

Nisan, 2008 yılından bu yana, dünya üzerinde yaşayan milyonlarca çocuk ve aileleri için çok başka bir anlam daha taşıyor: OTİZM.

2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi. Her yıl, “Otizm Farkındalık Ayı” olan Nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Oğluşum Nazım Özgün ile otizm labirentine adım attığımız o ilk günden bugüne 8 yıl geçti. Otizmin karmaşık fırça darbeleri yüzünden, hayatımızın yol haritasını yeniden tanımladık. Bazen düşününce sanki otizmden önce bir hayatımız yokmuş gibi hissediyorum. Çok eskiden kendini fanusuna kapatmış ruh bebeğimin, şimdi benimle hayatı paylaşması nasıl bir mucizedir, çok iyi biliyorum.

Otizm, doğuştan gelişen, genetik altyapıya dayanan, karmaşık nörolojik-biyolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyerek bireyin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak çocukların sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkiliyor.

Amerikan Sağlık Bakanlığı verilerine göre bugün dünya genelinde okul çağındaki her 88 çocuktan biri otizm teşhisi alıyor. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla görülüyor, her 54 erkek çocuktan biri günümüzde otizm riski taşıyor. Dünyada son yıllarda şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınıyor.

Ülkemizde sağlıklı istatistikler olmaması nedeniyle, Otizm Platformu’nun öngördüğü verilere göre, tahmini olarak 550.000 otizmli birey ile 0-14 yaş grubunda 150.000 civarında otizmli çocuk bulunduğu “varsayılıyor.” Otizmli bireylerin ebeveynleri, kardeşleri, yakın akraba ve çevreleri de hesaba katıldığı zaman, Türkiye’de her ile yayılmış durumda otizmden etkilenen 2 milyondan fazla vatandaşımızdan bahsedebiliriz. » Devamını Oku

Erken kalkan yol alır…

17 Mart 2013 Category :benden nağmeler| iletişim/communication 1

Blogumda kendinizi iletişim sektörlerinde özellikle sosyal medya ve halkla ilişkilerde geliştirebilmek, eğer iletişim öğrencisiyseniz size bu konuda cesaret verebilecek birçok yazı var. Ama geçtiğimiz günlerde üç farklı arkadaşımdan (ikisi marmara üni., biri yeditepe üni halkla ilişikiler)  2. sınıfa geldik, halkla ilişkiler öğrencisiyiz bundan sonrası için ne yapabiliriz şeklinde mailler aldım.

Yine benzer mailler üzerine yazdığım İletişim Öğrencileri Neden Karamsar! başlıklı yazımda;

” İletişim fakültesi halkla ilişkiler ve reklamcılık mezunları nerelerde çalışabilirler!

Reklam ajanslarında (yaklaşık 10 farklı titre ile), medya satın alma ajanslarında (5-6 farklı titre ile), medya planlama ajanslarında (5-6 farklı titre ile), halkla ilişkiler ajanslarında (5-6 farklı titre ile), iletişim danışmalığı şirketlerinde (5-6 farklı titre ile), dijital reklam ajanslarında, dijital planlama ve medya satın alma ajanslarında, sosyal medya ajanslarında, kurumsal tarafta pazarlama ve kurumsal iletişim departmanlarında, etkinlik ajanslarında, kamu kurum ve kuruluşlarının ilgili departmanlarında (bugün her belediyede bile basın yayın ve halkla ilişkiler müdürlüğü olduğunu düşünürsek, kamuda çok iyi kadro var) vb.”

şeklinde bir bölüme yer vermişim. Tabi ilgili şirketlerin ilgili pozisyonlarının hangi işleri yaptığını görebilmeniz ve doğru kararı verbilmeniz için biraz emek harcamanız lazım. Nasıl mı? Cevabımız; STAJ’la!

Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde yeni bir ajansta yeni bir göreve başladım.

Yaklaşık 30-35 kişilik bir ekibimiz var. 2 tane asistan arkadaşımız var. Biri İstanbul üni. işletme 4. sınıf öğrencisi, diğeri ise aynı üniversitenin halkla ilişkiler bölümünde daha 1. sınıf öğrencisi.

Özellikle 1. sınıftaki arkadaşımın isteği ve heyecanı beni de etkiledi. Daha 1. sınıfın 2. dönemini okuyor, teorik bilgisi bile yok denecek kadar az ama cesaretiyle desiBel Ajansı buluyor, ajans başkanına ulaşıyor, ondan randevu alıyor, görüşmeye geliyor ve “benim haftada 3 günüm boş, bana sadece yemek parası verin ben buraya gelip sizden iş öğreneyim, sizlere yardım edeyim” diyebiliyor. Ve işe kabul ediliyor!

Kendisinin bize iş anlamında neredeyse hiçbir katkısı olmayacak, hatta çoğu zaman bizden zaman hırsızlığı yapacak ama hani demiştik ya “ilmin zekatı onu paylaşarak ödenir” diye, bu doğrultuda onun şevkini kırmamak için onunla bilgimizi paylaşmak boynumuzun borcudur. Böyle arkadaşlara kapımız her daim açıktır.

Bundan sonrası için o arkadaşımın rakiplerinin hepsine geçmiş olsun. O sizden erken kalktı ve siz uyanana kadar sizden çok daha fazla adım atmış ve yol almış olacak.

Eee, biz onun kadar cesur değiliz, ne yapacağız derseniz. » Devamını Oku

Sosyal Medya Uygarlığında Reklamcılık Etkinliği

09 Mart 2013 Category :iletişim/communication| organizasyon 0

 Benim de mezunu olduğum İzmir Ekonomi Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü‘nün öğrencilik yıllarımda ekibi içinde yer aldığım öğrenci topluluğu olan Şapka Takımı bu sene Sosyal Medya Uygarlığında Reklamcılık etkinliği ile karşımızda.

2011′de Sosyal Medya Uygarlığında Pazarlama İletişimi , 2012′de Sosyal Medya Uygarlığında Marka Yönetimi etkinliklerini organize eden Şapka Takımı bu sene de geleneği bozmayıp, “Sosyal Medya Uygarlığında …” temasını devam ettirmiş.

26 Mart 2013′te 09.15 – 13.45 saatleri arasında İzmir Hilton’da organize edilecek etkinlikte iletişim sektörü açısından, İzmir’de pek denk gelip, dinleyemeyeceğiniz isimler konuşmacı olarak yer alıyor.

Bu etkinliklerin fikir ağabeyi olarak ben, (isim babası değerli hocamız Burak Amirak‘tır) kendi adıma dört yıl önce kurduğum bir hayalin  her geçen yıl iyileştiğine, kalite kazandığına sahit oluyorum.

Eğer sizler de o gün daha üniversitede okuyan gençlerin nasıl kaliteli bir etkinlik organize edebileceğine ve sektör uzmanlarının ne kadar faydalı bilgiler paylaşabileceğine şahit olmak isterseniz online kayıt yaptırmanız bunun için yeterli olacaktır. Ben sizin yerinizde olsam bu fırsatı kaçırmazdım. Çünkü İzmir içinde sektörel bilgi ve tecrübe bakımından bu kadar iyi isimlerle bir araya gelmek her zaman mümkün olmaz. Şimdiden katılım gösterecek herkese iyi dinlemeler dilerim.

Elveda Zarakol, Selamlar desiBel!

27 Şubat 2013 Category :benden nağmeler| iletişim/communication 2

Yaklaşık 2 yıldır çalıştığım Zarakol İletişim Hizmetleri’nin Zarakol Digital ekibinden bu hafta başı  itibariyle ayrılmış bulunmaktayım.

Bu süreç içinde stajyerinden ajans danışmanına kadar Zarakol’da çalıştığım herkese bana kattıkları, öğrettikleri için teşekkür ederim.

Malumunuzdur, Necla Hanım benim üniversiteden hocamdı, o yüzden gönül rahatlığıyla diyebiliyorum Zarakol ailesinden çok şey öğrendim diye.

Bundan sonrası için iletişim yolculuğumun, Zarakol’daki mesai arkadaşlarımın desteğini her zaman arkamda hissederek devam edeceğine inanıyorum.

Artık yeni bir ajansta yeni bir görev pozisyonundayım.

Bu hafta başı itibariyle, desiBel Ajans‘ta Dijital Medya Direktörü görevini üstlenmiş bulunmaktayım. Umuyorum, buradaki ekibimizle de çok iyi işlerin altına imza atacağız.

Artık, nasip, kısmet, hayırlısı…

Eğer yolunuz düşerse, bir çayımı içmeye beklerim. :)

Ahi Evran Caddesi Ata Center

No: 9 Kat: G2 Maslak 34398 İstanbul

www.desibelajans.com

 

DB from Desibel Ajans on Vimeo.

Yaşar Üniversitesi Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifika Programı

04 Şubat 2013 Category :iletişim/communication| organizasyon 0

İzmir’in önde gelen vakıf üniversitelerinden biri olan Yaşar Üniversitesi’nin düzenlediği sosyal medya uzmanlığı sertifika programı 16 Şubatta başlıyor. Eğer çok büyük bir aksilik olmazsa ben de bu eğitim programında eğitmenler arasında  yer alacağım.

Sosyal medyaya İzmir’de giriş yapmış, bu konu üzerine etkinlikler organize etmiş, ilk iş tecrübelerini burada  kazanmış biri olarak İzmir‘de böyle eğitim programlarını görüyor olmak, ondan öte bir şekilde katkı sağlayabiliyor olmak inanın beni çok mutlu ediyor.

Şimdi size biraz programdan bahsedeyim,

Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifika programı, pazarlama, reklam, halkla ilişkiler mesleği uygulayıcılarına, öğrencilere ve hedef kitlesi ile sosyal medya üzerinden iletişime geçmeyi hedefleyen işverenlere yönelik hazırlanmış bir eğitim programıdır.

Programda eğitmen olarak  sosyal medya konusunda uzmanlaşmış profesyoneller, akademisyenler, aktif kullanıcılar seçilmiş ve bu uzmanlar tarafından titizlikle hazırlanmış içerik için çeşitli modüller tasarlanmıştır.

Bu eğitim programı’nın amacı, pazarlama, iletişim ve pazarlama iletişimi sektörlerinde hızla gelişen sosyal medya uygulamalarını programlayıp yönetecek sosyal medya uzmanı kaynağı açığını kapatmak ve sosyal medya iletişimini bilen, kaliteli ve yaratıcı sosyal medya uzmanı yetiştirmektir.

Ben bu eğitim programında Kriz 2.0: Online İtibar ve Kriz Yönetimi ve Sosyal Medyada Etkinlik Yönetimi derslerini vereceğim.

Aynı hafta sonu İstanbul’dan birlikte geleceğim Sevgili Hamza Şamlıoğlu Sosyal Medyada Strateji Geliştirme ve Kampanya Yönetimi ve  Sosyal Medya Platformları: Bloglar ve Blogger İlişkilerinin Yönetilmesi eğitimlerini, Erdem Baltacı ise İçerik Yönetimi  dersini verecek. Derslerin detaylarını aşağıdan okuyabilirsiniz.

Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına; :) eğer bu yazımı okuyor ve konuya ilgi duyuyorsanız ben de size küçük bir hediye vermek isterim.

28 şubat perşembe akşamına kadar bu yazımı twitterdan paylaşıp bana mention (@erdalerdoğdu) verenler ve ardından bloğumun iletişim sayfasından bana iletişim ve okul bilgilerini mail atan İzmir’den  5 üniversite öğrencisi (lisans – yüksek lisans) arkadaşımızı 2-3 martta vereceğimiz Kriz 2.0: Online İtibar ve Kriz Yönetimi, Sosyal Medyada Etkinlik Yönetimi, Sosyal Medyada Strateji Geliştirme ve Kampanya Yönetimi,  Sosyal Medya Platformları: Bloglar ve Blogger İlişkilerinin Yönetilmesi ve İçerik Yönetimi  derslerinde (ücretsiz olarak) misafir edeceğiz. İlgili arkadaşlarımın ilgilenmesi dileğiyle. :)

» Devamını Oku

Sosyal Medya İletişimin Olması Gereken Altyapısı

24 Ocak 2013 Category :iletişim/communication 2

Yukarıdaki görsel benim birçok sunumumda yer verdiğim bir altyapı haritası. Üniversitelerde halkla ilişkiler, reklamcılık, pazarlama gibi lisans eğitimi alan arkadaşlarımız kaçar kere şu görseldeki maddeleri içeren kampanyalar, projeler hazırladılar bilmiyorum ama ben öğrenciyken çok kere hazırlamıştım. Çünkü bize öğretilen şekilde yapılan tüm iletişim faaliyetlerinin bir hedef kitlesi, amacı, ölçümlemesi, içerik detayı vb. özelliklere sahip olması gerekmekteydi. Bugün gelinen noktada yapılan sosyal medya iletişimlerinde ise maalesef bu nitelikleri bulmak pek mümkün değil. Bunun birçok sebebi vardır elbet ama benim gözümde sosyal medya iletişiminin facebookta sayfa açmaktan, twittera girdi yapmaktan öte bazı özelliklere/incelemelere sahip olması gerekmektedir.

1-      Brand Promise DNA – Markayı DNA’sına kadar tanımak;

Burada sosyal medya iletişimi yapan arkadaşlarıma, ajanslara büyük bir görev düşüyor. Öncelikle yönetimlerini yaptıkları markaları çok iyi tanımaları gerekiyor. Özellikle halkla ilişkiler eğitimi alan arkadaşlar iletişim kampanyalarında birincil ve ikincil araştırmaların nasıl yapıldığını iyi bileceklerdir.

2-      Stakeholders/Influencers/Brand Ambassadors – Paydaşlar/Etkileyiciler/Marka Elçileri

Her markanın dolasıyla markaların yaptığı iletişim çalışmalarının da bir hedef kitlesi vardır. Ben her zaman markanın ilk hedef kitlesinin (müşterisinin) çalışanları olduğunu düşünürüm. Eğer sosyal medyada da çalışanlar, paydaşlar birincil etapta birer marka elçisi edasıyla marka hakkında olumlu konuşturulabilirse yaratılmak istenilen WOM’un ilk adımı atılmış olacaktır.

3-      Community – Topluluk

Marka olarak sosyal medyada olsanız da olmasanız da markanız hakkında konuşan ya da sizin direkt hedef kitleniz içinde olanlar internette yer alıyorlar. İşte önemli olan nokta, bu kişileri nasıl bilinçli bir marka topluluğu haline getirebileceğinizin ön araştırmasını yapıyor olmanız. » Devamını Oku